<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>blog: gaiaspirit</title>
    <link>http://www.sosyomat.com/</link>
    <language>tr-tr</language>
    <ttl>40</ttl>
    <description>blog: gaiaspirit</description>
    <item>
      <title>Geceye...</title>
      <description>Uzun uzad&#305;ya sevi&#351;tim kendimle bu gece; hi&#231; bitmeyecekmi&#351; gibi&#8230;

&#8220;Sun will rise&#8230;&#8221;

Ve gecenin sonlar&#305;na do&#287;ru yakla&#351;&#305;rken ac&#305; &#231;ikolatan&#305;n tad&#305;yla, seslere bo&#287;ula geldi&#287;im an itibariyle pek &#231;ok ya&#351;ama gebe oldu&#287;umu an&#305;msad&#305;m.

&#8230;

&#304;smini dahi telaffuzuna yakla&#351;mad&#305;&#287;&#305;m &#252;stad, kalbini kalbime koymu&#351;, elimdeki at&#305;mlar&#305;ndan senfoniler dizmekteydi ku&#351; seslerine yarenlik etsin diye. Evet, &#351;imdi hat&#305;rlad&#305;m o yoku&#351;u&#8230; K&#305;rlang&#305;&#231;lar&#305;n bendeki an&#305;s&#305;n&#305;.

Bak i&#351;te, yine sabah ezan&#305; okunuyor; o gecenin kokusunu ta&#351;&#305;yor g&#246;&#287;&#252;n en karanl&#305;k &#305;&#351;&#305;&#287;&#305;na. 

&#8220;Come away with me&#8230;&#8221;

Gecenin &#231;oban p&#252;sk&#252;l&#252; bulutlar&#305;nda lilyumlar topluyorum heyecan i&#231;inde &#351;imdi; sen de gelsen&#8230;ke&#351;ke.

Biliyorum uzakta kald&#305; bu kelime, ama arada bir kullanmak &#246;yle g&#252;zel ki&#8230; 

Masmavi bir ku&#351; sanki. Gitse&#8230; gidiyor i&#351;te. Sen anlamazs&#305;n deme bana yine, anl&#305;yorum. Belki de, anlamad&#305;&#287;&#305;m&#305; sand&#305;&#287;&#305;n t&#252;m o birikintilerim g&#252;n olacak a&#231;acaklar &#351;u bah&#231;emdeki gardenyalar gibi, kim bilir. Bekleyenim yok i&#231;imde art&#305;k haberin olsun&#8230; &#231;ok zaman &#246;nce gitti kendisi.

&#8220;Like a school kid, waiting for the spring&#8230;&#8221;

&#8230;

En karanl&#305;klar&#305;n tutu&#351;urken &#231;&#305;kard&#305;klar&#305; o k&#305;pk&#305;rm&#305;z&#305; aleve b&#305;rakm&#305;&#351;t&#305;m kendimi, anlatmaya &#231;abalad&#305;m, ba&#351;aramad&#305;m. Sonra&#8230; &#304;&#351;te yine&#8230;

Anlams&#305;zla&#351;an bu kald&#305; geriye i&#351;te; baz&#305; baz&#305; s&#305;z&#305;yor kan&#305;ma inceden. Sonra o kad&#305;n&#305; dinlemeye ba&#351;l&#305;yorum&#8230;

&#8220;Broken&#8230;&#8221;

Maddeselle&#351;en bir yerlerim var &#351;imdi &#351;imdi&#8230; Ah sevgili, &#351;arap vakti yakla&#351;&#305;yor yine! Tar&#231;&#305;n ve portakal kabuklar&#305;n&#305;n e&#351;li&#287;inde, mumlar ve o kad&#305;n.

Son verilen her &#351;eye i&#231;iyorum bu gece; ne arda kalana, ne gelecek olana; sadece &#8220;son&#8221; olana; bir de&#8230; sana.

05.09.08

d&#231;
</description>
      <pubDate>Fri, 05 Sep 2008 07:38:24 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1991382-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>gaiaspirit</author>
      <link>http://gaiaspirit.sosyomat.com/blog/1991382</link>
    </item>
    <item>
      <title>Pamuk &#351;eker...</title>
      <description>G&#246;zya&#351;lar&#305;na bo&#287;ulan mine &#231;i&#231;eklerine &#246;zlem duyan d&#252;&#351;sel yarat&#305;klar&#305;n ayak sesleriyle titre&#351;en kalbimin sanc&#305;lar&#305;na kar&#305;&#351;an pamuk &#351;eker kokular&#305;n&#305; duyuyorum &#246;telerden&#8230;

Yan&#305;nda da kavrulan leblebilerin kokusu&#8230;

Ben hi&#231; pamuk &#351;eker sevmedim; &#231;ilekli dondurma da&#8230;

&#304;&#231;inde &#231;ekirdekleri olurdu, an&#305;ms&#305;yorum; ac&#305;t&#305;rd&#305; dudaklar&#305;m&#305;, k&#305;zart&#305;rd&#305;&#8230;

Ben Moda&#8217;y&#305; da &#246;zledim sevgilim; so&#287;uk ellerimle kavrad&#305;&#287;&#305;m &#231;ay barda&#287;&#305;n&#305;, m&#305;s&#305;r ko&#231;an&#305;n&#305; di&#351;lemeyi, sonra minik merdivenlerden inerek kayalarda kar&#351;&#305;lamay&#305; lodosu&#8230;

Bu sonbahar yapamayaca&#287;&#305;m...

Olsun, yine de an&#305;msat&#305;rs&#305;n de&#287;il mi geldi&#287;imde t&#252;m bu d&#252;&#351;leri bana?

Ya&#351;at&#305;rs&#305;n de&#287;il mi?...

&#8230;

Belki de t&#252;m bu &#246;zlemlerle &#252;&#351;&#252;tt&#252;&#287;&#252;m benli&#287;imdeki arda kalanlara bo&#287;ulma hissinden ba&#351;ka bir &#351;ey de&#287;ildir bu &#246;zlem dedi&#287;im, ne dersin?

Sana k&#305;zd&#305;m, sinirlendim; kah kapris yapt&#305;m, kah k&#305;skand&#305;rmaya &#231;abalad&#305;m belki&#8230; 

Belki&#8230; sen de yapt&#305;n bunlar&#305; bana.

Kimin umurunda &#351;imdi?

Gece olup da yata&#287;&#305;mla pencerem aras&#305;ndaki o s&#305;k&#305;&#351;&#305;k anda kendimi buldu&#287;umda adeta sana ka&#231;&#305;yor bak&#305;&#351;lar&#305;m bedenimi sarmalarcas&#305;na&#8230; Hi&#231; oldu i&#351;te&#8230; sadece hi&#231;.
Bedenlerden bedenlere akt&#305;m durdum &#351;imdiye dek; lakin art&#305;k de&#287;il dedi&#287;im an&#8217;d&#305;r &#351;imdi. Hep bu an&#8217;&#305; beklemi&#351;im, &#351;imdi anlad&#305;m.

Ben, ben oldu&#287;umu &#351;imdi &#246;&#287;rendim sevgilim. Kime sevgili dedi&#287;imi, kime demedi&#287;imi; kime diyebildi&#287;imi&#8230; 

Okuyabildi&#287;imi, ama okumamay&#305; se&#231;ti&#287;imi; k&#305;ramad&#305;&#287;&#305;m&#305;, kendimi. Hay&#305;r diyemedi&#287;imi &#351;imdi anlad&#305;m. Bundan dolay&#305; diyebilirim ki: &#304;yi ki sevdim seni. &#304;yi ki hala ya&#351;am&#305;mdas&#305;n sevgili&#8230;

Yaln&#305;z bir g&#252;n daha bitiyor derken seninle sabaha uyanmay&#305; &#246;zlemi&#351;im&#8230; Tenimdeki kokunu g&#252;n boyu ta&#351;&#305;may&#305;; arabay&#305; s&#252;rerken, &#252;zerime sinen kokunu duymay&#305;&#8230;

K&#305;sa vakitlere &#231;ok &#351;eyler yerle&#351;tire durdu&#287;um &#351;u hayat&#305;m boyunca, an be an yapm&#305;&#351; oldu&#287;um gibi, maviliklerime dal&#305;p gidiyorum yine. Uzun bir yol&#8230; beklemekte. 

Ye&#351;il cam &#351;i&#351;elerinden kuleler yap&#305;yorum; g&#246;&#287;e uzanmak i&#231;in. Sen de gel, desem&#8230; Bilmem ki. Ama san&#305;r&#305;m &#351;imdi en g&#252;zeli; sen burada de&#287;ilsin, lakin &#246;zlemim burada. San&#305;r&#305;m tek istedi&#287;im de bu. Belki bir kadeh &#351;arap yudumlar&#305;z birlikte g&#252;n&#252;n birinde, kim bilir&#8230; Umar&#305;m.

Sonra k&#305;&#351; gelir, kar ya&#287;ar, benim ayaklar&#305;m &#252;&#351;&#252;r ama y&#252;r&#252;mek isterim seninle sonsuzlu&#287;a&#8230; A&#351;k&#305; solumak, bedeninde ku&#351; olup u&#231;mak isterim. Bazen beni &#351;&#305;martman&#305;, g&#252;ld&#252;rmeni izlerim yukar&#305;dan&#8230; Ne g&#252;zelsin sen, derim. &#304;yi ki vars&#305;n, diye f&#305;s&#305;ldar&#305;m kula&#287;&#305;na.

K&#305;rlang&#305;&#231;lara uyand&#305;&#287;&#305;m sabah&#305;n her an&#8217;&#305; i&#231;in minnet sunarken kainata, sen yan&#305;mda olursun belki&#8230;elinde bir sigarayla. Ve o an ben t&#252;m kainat olur sana bakar&#305;m, y&#252;z&#252;ndeki tebess&#252;m&#252;n hi&#231; son bulmamas&#305;n&#305; diler, dudaklar&#305;na bir &#246;p&#252;c&#252;k kondururum a&#351;kla&#8230;

04.11.08

d&#231;
</description>
      <pubDate>Thu, 04 Sep 2008 17:58:40 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1988668-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>gaiaspirit</author>
      <link>http://gaiaspirit.sosyomat.com/blog/1988668</link>
    </item>
    <item>
      <title>3...</title>
      <description>Kokusu r&#252;zgar&#305;n,
ve yal&#305;&#231;apk&#305;n&#305;n&#305;n dans&#305;...
&#304;&#231;inden &#231;&#305;kamad&#305;&#287;&#305;m,
sa&#231;lar&#305;m&#305; savurdu&#287;um su tanesi...

...

Doydum;
ve yok ba&#351;ka bir arzum.
'Olan'da eriyi&#287;im &#351;imdi;
'ben'den 'yok'sun,
bedensizce...

...

G&#246;zlerim d'ol'du;
Ya&#351;lanas&#305; anlara &#231;o&#351;uyor ruhum...

...

D&#252;&#351;leye yazd&#305;&#287;&#305;m onca hikaye,
ve ya&#351;anas&#305; 'bir'likteliklerin an'a vurmas&#305;...
'Hu'&#351;u...

...

Ye&#351;ile &#231;alan damla,
ve g&#252;neyden esen r&#252;zgar...
Ey &#351;ahlanan G&#252;ne&#351;!
Sen misin an&#305;msatan?!
Ne var ise yok;
Ne kalm&#305;&#351;sa hi&#231; olmam&#305;&#351; ki...
Heyhat!

...

Do&#287;ulan her an, bir do&#287;um sanc&#305;s&#305; gibi baki;
ve an'da...

Anlatan,
Anlat&#305;lan,
ve Anla&#351;&#305;lan:
Su gibi;
'&#214;te',
'Kendi', 
ve 'yans&#305;yan'...

Bu ya&#351;am&#305; en g&#252;zel anlatan:
3. 


d&#231;
15.08.08</description>
      <pubDate>Fri, 29 Aug 2008 09:08:08 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1957188-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>gaiaspirit</author>
      <link>http://gaiaspirit.sosyomat.com/blog/1957188</link>
    </item>
    <item>
      <title>G&#246;k boyas&#305;...</title>
      <description>Toz... toprak...
Isl&#305;k &#231;al&#305;nan bo&#351; sokaklar.
Yan&#305;p s&#246;nen lambalar...
Tozuma kavu&#351;turur topra&#287;&#305;m.

Ben...
Toprak...

"Ol" sesini i&#351;iten ruhtur,
kendinden s&#305;yr&#305;lan...
Ve "yok ol" sesini i&#351;iten ruhtur,
kendine var edilen...

"Benim krall&#305;&#287;&#305;m bu d&#252;nyada de&#287;il..."



Ellerim i&#231;inden i&#231;ime; lakin asl&#305;nda zaten "ben"de olanlar&#305; anlatmaya ba&#351;lar &#351;u anda. "B&#305;rak aks&#305;n!" dediklerini i&#351;iten kulaklar&#305;m senden bana iletilen bu yeniden bedenleni&#351;inin benim yeniden bedenlenmi&#351; olan bedenime olan a&#351;ina bak&#305;&#351;lar&#305;n&#305; iletmekte bu gece. Ve zihninde tak&#305;lan sorular...bana ait. Anlar m&#305;y&#305;m, ya da d&#252;&#351;&#252;nd&#252;klerim... Bunlar endi&#351;elendirmiyor olsalar da, yinelediklerindir bana. &#350;unu bil g&#252;zel ruh: Ya&#351;ad&#305;klar&#305;n, ya&#351;ad&#305;klar&#305;m; nefesin, nefesim; ruhun, ruhum; ve bedenin bedenimdir. Hep olmu&#351; oldu&#287;u ve "OL"uyor oldu&#287;u gibi. G&#246;zlerindeki kristaller benden sana kalanlar oldu hep; "Ben"den; benden bedenlenen... Ve ayn&#305;d&#305;r her ya&#351;anan; zahiri farkl&#305; olsa da. Unutma ki, olanlar ayn&#305; g&#246;r&#252;nmese de hissettirdikleri yak&#305;nd&#305;r. Ve unutma ki ben sendeysem bilir ruhum sende OLan&#305;. Bilir, ve unutmaz. Ben hakk&#305;nda, benim bedenimin ta&#351;&#305;d&#305;&#287;&#305; ruh hakk&#305;nda bir &#351;ey bilmedi&#287;ini d&#252;&#351;&#252;nen zihnin yava&#351; yava&#351; &#231;&#305;karacak i&#231;te hapsolan bilgilerini; "O"na ait olan. Ve sahip olunan B&#304;R bilginin ne kadar da bir oldu&#287;unu kavrar o an. Ya&#351;an&#305;lanlar ayn&#305; k&#305;y&#305;ya vurur hep. Dalgalar&#305;m&#305;z&#305;n ula&#351;aca&#287;&#305; sahil ayn&#305;. 

&#304;yi ki&#8230;

Ve biz...

Hep d&#246;n&#252;&#351; yolunda de&#287;il midir i&#231;imiz?
G&#246;rmeyi reddettiklerimizde de&#287;il midir g&#252;n &#305;&#351;&#305;&#287;&#305;;
Ya gecenin karanl&#305;&#287;&#305;?
O g&#246;stermez mi en karanl&#305;k &#305;&#351;&#305;&#287;&#305;?
Ac&#305;lar&#305;n &#231;ekicili&#287;i ve ka&#231;&#305;&#351;lar&#305;n gizi.
Onlar fark ettirmez mi VARl&#305;&#287;&#305;m&#305;za ait en de&#287;erli m&#252;cevherleri?
Topra&#287;&#305; &#305;slat&#305;rken ya&#287;mur,
Kokusu b&#252;r&#252;mez mi tenimizi &#252;&#351;&#252;t&#252;rken?

Biz...

En yaln&#305;zl&#305;&#287;&#305;m&#305;zda B&#304;Rle&#351;mez mi bedenlerimiz?
En umutsuzluklarda g&#252;lmez mi g&#246;zlerimiz? 

d&#231;
</description>
      <pubDate>Sat, 28 Jun 2008 14:57:07 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1672832-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>gaiaspirit</author>
      <link>http://gaiaspirit.sosyomat.com/blog/1672832</link>
    </item>
    <item>
      <title>&#304;zler...</title>
      <description>"Y&#305;ld&#305;zl&#305; bir geceye daha merhaba...

 Ne varsa bana kalan, al&#305;p g&#246;t&#252;r&#252;yorum r&#252;yalar&#305;ma: H&#252;z&#252;n, &#305;zd&#305;rap, sevin&#231;, a&#351;k... Her ne varsa insandan geriye kalan.
Sis i&#231;erisinde arad&#305;&#287;&#305;m beni bulamayarak ilerlemekte beden ben. 

Sar&#305;ld&#305;&#287;&#305;m beden ben de&#287;il; sar&#305;ld&#305;&#287;&#305;m ruh ben de&#287;il... 

Geride b&#305;rak&#305;lan sadece... sadece... 

Ya&#287;murla sevi&#351;mek gibi nefes almak art&#305;k. So&#287;ukta daha da &#252;&#351;&#252;mek; geceyi daha bir i&#231;erlemek, getirdikleriyle.

Kanatlar&#305;n&#305; tak&#305;p r&#252;yalarda dola&#351;maya ba&#351;lamak, sevilmenin verdi&#287;i ac&#305;yla. Kanatlar&#305;n&#305;n a&#287;&#305;rl&#305;&#287;&#305;ndan yorulmak bazen.

Burada olmak, her &#351;eye ra&#287;men; bana ra&#287;men... hala. 

Gelen kim? Ya burada olan? Kim gitti benden? Kim kald&#305;?..."
</description>
      <pubDate>Tue, 24 Jun 2008 20:08:55 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1652335-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>gaiaspirit</author>
      <link>http://gaiaspirit.sosyomat.com/blog/1652335</link>
    </item>
    <item>
      <title>Puding</title>
      <description>&#8220;&#8230;ve hayat her &#351;ey yolundayken &#8220;dur&#8221; dedi art&#305;k&#8230;
&#8230;ve hayat her &#351;ey yolundayken &#8220;sus&#8221; dedi art&#305;k&#8230;&#8221;

G&#246;zlerimi kapatt&#305;m, okyanusun i&#231;inde kay&#305;plara kar&#305;&#351;t&#305;m&#8230;
Solumdan esen r&#252;zgarla sa&#287;&#305;mdan denize akt&#305;m.
Suyun serzeni&#351;lerinden toprakla kar&#305;&#351;t&#305;m;
Bi bakt&#305;m, &#231;amur olmu&#351; kalm&#305;&#351;&#305;m.
Kar&#305;&#351;t&#305;m&#8230;

Sonra yanan tenime dokundu r&#252;zgar.
Ac&#305;d&#305;m.
Tatt&#305;&#287;&#305;m tuzun denizi uzan&#305;rken yan&#305;ma,
Ben toprakla sevi&#351;mekteydim, unuttum.

&#304;leriye at&#305;lan her bir ad&#305;mla gerisin geri d&#252;&#351;t&#252;&#287;&#252;m&#252; g&#246;rd&#252;m;
Sars&#305;ld&#305;m.
Ben miydi o?
Yoksa ben miydim&#8230;
Kimdi o?
Sen miydin yoksa,
beni derinlerimde b&#305;rakan&#8230;
Pudingden yap&#305;lm&#305;&#351; yata&#287;&#305;m&#305;n &#252;zerinde oturuyorum &#351;imdi;
akl&#305;mda sen ve getirdiklerin&#8230;
Can&#305;m&#305; s&#305;kan ne mi sevgilim?
Yok bir &#351;ey&#8230; Sen kendi i&#351;ine bak, kar&#305;&#351;ma bana.
Hem sana ne ki!? 
B&#305;rak da pudingden yata&#287;&#305;mda kendimle sevi&#351;eyim ben.
&#8230;

G&#246;z g&#246;ze geldi o gece i&#351;te, anla&#8230;
Bir ruh vard&#305;, bir de beden.
Sevi&#351;eceklerdi, az kalm&#305;&#351;t&#305;;
Lakin g&#246;kten savrulan tuz kristalleri engel oldu onlara.
Hem sonra can&#305;m &#231;ikolata &#231;ekmi&#351;ti evet! Hat&#305;rlad&#305;m &#351;imdi!
O y&#252;zden vazge&#231;tim sevi&#351;mekten&#8230; 
Pufff&#8230;
Neyse.

Sonra bi s&#252;r&#252; patlayan &#351;eker topaklar&#305; g&#246;rd&#252;m!
Turuncu, sar&#305;, ye&#351;il ve bi s&#252;r&#252; peri!
Ard&#305;ndan &#231;ileklerle birle&#351;tim,
Her yerim &#231;ilekten k&#305;pk&#305;rm&#305;z&#305; oldu.
Yata&#287;&#305;mda sevi&#351;irken yata&#287;&#305;ma kar&#305;&#351;t&#305;m,
&#199;ilekli puding oldum sonra&#8230;
Dans ederken kendimden ge&#231;mi&#351;im sevgilim!
Bi bakt&#305;m yer g&#246;k olmu&#351; g&#246;kte ayaklar&#305;m!
S&#305;v&#305;la&#351;&#305;p akan toprakta y&#252;zmeye ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;mda art&#305;k hi&#231;bir &#351;eyin eskisi gibi olmayaca&#287;&#305;n&#305; anlad&#305;m&#8230;
&#8230;
Peki &#8220;sus&#8221;tum
.
.
.
</description>
      <pubDate>Tue, 10 Jun 2008 17:45:22 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1591483-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>gaiaspirit</author>
      <link>http://gaiaspirit.sosyomat.com/blog/1591483</link>
    </item>
    <item>
      <title>Tanr&#305;...</title>
      <description>Buda&#8217;n&#305;n s&#246;zlerinden &#8220;yol&#8221;a &#231;&#305;k&#305;yorum bedenimde biriktirmi&#351; oldu&#287;um t&#252;m &#351;ehvet ve cazibeyi omuzlar&#305;mdan topra&#287;&#305;n &#252;zerine b&#305;rakarak.

&#8220;Kimseyi sevme; sevmek ba&#287;lanmakt&#305;r. Ve kimseye nefret duyma; nefretin sevgiden fark&#305; yoktur. Sadece kendin ol, ve semavi a&#351;k ruhuna &#252;flenecektir: ve orada sevgi yok olur&#8230;daha y&#252;ce bir var olu&#351; gelir.&#8221;

&#8230;

&#8220;-Daha gelmedik mi?

-Hay&#305;r.

-Ama &#231;ok uzun zaman oldu. Yoruldum art&#305;k. Takatim kalmad&#305; ve susad&#305;m da.

-Sabret.

-&#304;lk g&#252;nden bu yana ayn&#305; &#351;eyleri s&#246;yl&#252;yorsun. Dervi&#351; de&#287;ilim ben! Ne i&#351;im var burada! Uff!!! Ke&#351;ke&#8230;

-Sus! Yeter art&#305;k! M&#305;zm&#305;zlanmaya hakk&#305;n yok! Bunu sen d&#252;&#351;ledin ve art&#305;k s&#305;ra sende. Ben gidiyorum!

-Ama&#8230; Yolumu nas&#305;l bulaca&#287;&#305;m?

-Zaten biliyorsun.

-Hay&#305;r bilmiyorum!

-D&#252;&#351;le! Bak, &#8220;yuva&#8221; diye tasvir etti&#287;in bir yer yok! Ona ula&#351;aca&#287;&#305;n bir zaman da yok. Sen zaten hep oradas&#305;n. Yuva i&#231;inde! Varman gereken bir yer yok. Kalbin, &#8220;Yuva&#8221;n&#305;n ta kendisi, g&#246;r art&#305;k!

-Nas&#305;l&#8230; bunca zaman&#8230;

-Evet.

-Ama nas&#305;l olur! Bo&#351;una m&#305;&#8230;?

-Hay&#305;r. Aksi halde burada i&#351;in olmazd&#305;. Ve bunca g&#252;zelli&#287;i tadamazd&#305;n.

-&#8230;

-Hadi! &#350;imdi, OLmak vakti.&#8221;

&#8230;

Buda, &#8220;Tanr&#305; yoktur,&#8221; der; Nietzsche, &#8220;Tanr&#305; &#246;ld&#252;!&#8221;. T&#252;m bunlar&#305;n manas&#305; ne? Tanr&#305;ya ihtiya&#231; yoktur; zira Tanr&#305;, insano&#287;lu i&#231;in bir ka&#231;&#305;&#351;, bir destek unsurudur. O her &#351;eyi yapar, ve Tanr&#305;&#8217;ya, kendine &#305;rak, &#246;z&#252;nden ayr&#305; tuttu&#287;u, varl&#305;&#287;&#305; d&#305;&#351;&#305;nda bir olguya ba&#287;l&#305;l&#305;k duyar; kendisini &#8220;unutur&#8221;. 

&#304;&#351;te insano&#287;lunun en b&#252;y&#252;k zay&#305;fl&#305;&#287;&#305;: TANRI!

Bilin&#231; ve mant&#305;&#287;&#305;n hi&#231; olmad&#305;&#287;&#305; kadar &#231;&#305;kmazda kald&#305;&#287;&#305;, zay&#305;fl&#305;klar&#305;n temellendirildi&#287;i meta halini alan bir &#8220;Tanr&#305;&#8221; kavram&#305;&#8230;

Ne vakit ki insan &#8216;Tanr&#305;&#8217;y&#305; unutur, i&#351;te o an uyanm&#305;&#351; demektir.

</description>
      <pubDate>Mon, 09 Jun 2008 18:09:11 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1587555-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>gaiaspirit</author>
      <link>http://gaiaspirit.sosyomat.com/blog/1587555</link>
    </item>
    <item>
      <title>Tin...</title>
      <description>Tarlalar&#305;n bo&#351;lu&#287;undan saksa&#287;anlar e&#351;li&#287;inde ayr&#305;l&#305;yorum aran&#305;zdan&#8230;
&#214;l&#252;m ne uzakm&#305;&#351; ne de yak&#305;n.
Bir daha g&#246;z&#252;m&#252; k&#305;rpmamacas&#305;na i&#231;iyorum bu sefer.
A&#351;k&#8217;&#305;n &#246;l&#252;ms&#252;zl&#252;&#287;&#252;ne inand&#305;m; ne yol haklar ne hi&#231;lik;
Sonsuzlu&#287;un &#351;arab&#305;n&#305; tatm&#305;&#351;&#305;m, deryam deniz olmu&#351; ben ma&#351;uk&#8230;
Akl-&#305; k&#252;ll dedi &#8220;oku&#8221;; ben dedi &#8220;sus&#8221;&#8230;
A&#351;ka doymayan g&#246;n&#252;l raz&#305; de&#287;ilmi&#351;, bilesin.
Bilesin ey can dost niyetim yok gitmeye;
Zira daha yok olmad&#305; kaderimin lapisi;
Daha yok olmad&#305;m.

&#8230;

Sorduklar&#305; neden, neyden t&#252;ten duman m&#305;y&#305;m neyem;
Bahara teslim olmu&#351;em, arzumu neyleyem&#8230;

&#8230;

&#8220;Sor bakal&#305;m ne istermi&#351;?&#8221;
&#8220;Sor bakal&#305;m neylermi&#351;&#8230;&#8221;
Derdi ma&#351;u&#287;un hi&#231;te yatarm&#305;&#351;,
Ezelinden akan duman olmu&#351; heyhat!

...

Eynel mescid, eynel ene?
Ben buraday&#305;m ey dost&#8230;
Unutma ki sa&#8217;b eyleyen sensin bug&#252;n&#252;;
Kadimi cedid edecek yine sen!

&#8230;

Ya Mevla, der g&#246;nl-&#252; divan&#305;m;
Anlat hele kime verdin a&#351;k-&#305; mevlan&#305;&#8230;
Sorma ey can bilmezim,
Ne a&#351;k kald&#305; ne h&#252;mayun&#8230;
Lakin s&#305;rat&#252;'l-m&#252;stakimdir a&#351;k&#305;n tezah&#252;r&#252;;
&#304;mdi ebyad &#252; esved idir,
Candan akan B&#304;R;
Ayn-&#305; &#351;ua B&#304;R.

&#8230;

Tin imi&#351; me&#287;er cennetimde buldu&#287;um;
Hem meyvem olmu&#351; hem ruhum&#8230;
Dide&#8217;mden akan ab-&#305; efsun,
Can&#8217;&#305;mdan akan ab-&#305; hayat olmu&#351;.


d&#231;
</description>
      <pubDate>Tue, 08 Apr 2008 20:54:08 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1312223-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>gaiaspirit</author>
      <link>http://gaiaspirit.sosyomat.com/blog/1312223</link>
    </item>
    <item>
      <title>"Oku."</title>
      <description>31.03.2008 
22:26

G&#246;ky&#252;z&#252;ne bakarken d&#252;&#351;t&#252;m... 
"D&#252;&#351;"lerime lotus &#231;i&#231;ekleri kondu sonra... 
Ard&#305;ndan y&#305;ld&#305;zlara dokundu ellerim; 
Ve g&#246;kku&#351;a&#287;&#305;n&#305; Aydede'nin do&#287;u&#351;uyla izledim... 
Piyanonun her bir tu&#351;una dokunurken elleri, 
Ve sa&#231;lar&#305;ndaki par&#305;lt&#305;lar ok&#351;arken s&#246;zlerimi, 
Dide'mden o a&#351;k dolu damlalar kar&#305;&#351;t&#305; okyanusa... 
"Geldin mi?"... 
Bembeyaz papatyalarla dolu bir k&#305;ra yapt&#305;m yolculuklar&#305;m&#305;. 
G&#246;rd&#252;&#287;&#252;m her varl&#305;&#287;&#305; "O" sand&#305;m &#231;aresizce... 
"Kimsin sen?" 
... 
Ak&#351;am d&#252;&#351;t&#252; sonra. 
Ya&#351;am &#231;i&#231;eklerini seyre dald&#305;m. 
Dolunay'da i&#231;erdim hep, 
Bu defa i&#231;medim. 
Sislere a&#231;&#305;lan kap&#305;larda buldum kendimi. 
G&#246;zlerimi kapard&#305;m umutsuzca, 
Ve orada oldu&#287;umu d&#252;&#351;lerdim... 
"Neredeyim?"... 
S&#252;kutu bedenim sanm&#305;&#351;t&#305;m hep; 
M&#252;zi&#287;i ise ruhum... 
"Ol," dedim, 
OLdu... 
"O"ydu gelen... 
Ard&#305;ndan karard&#305; her yer; 
I&#351;&#305;&#287;a yalvard&#305;m gitmesin diye. 
"Neden?"... 
"...l&#252;tfen." 
D&#252;&#351;lerdim hep; 
D&#252;&#351;lerimdeki korkular&#305;mla k&#246;rebe oynard&#305;m. 
Sonra aya&#287;&#305;m tak&#305;ld&#305;, d&#252;&#351;t&#252;m. 
Kald&#305;ran olmad&#305;; korktum. 
Ve o an korkum kald&#305;rd&#305; beni hep, 
Onu anlad&#305;m. 
Ne &#305;&#351;&#305;kt&#305; yan&#305;mda olan, 
Ne de karanl&#305;k. 
Can dostum hep korkum olmu&#351;tu... 
Korkum. 
Ve bir g&#252;n... 
A&#231;t&#305;m g&#246;zlerimi; 
Uyand&#305;m d&#252;&#351;&#252;mden. 
&#199;evreme bak&#305;nd&#305;m; 
Yoktum. 
Nefes almak istedim; 
Bo&#351;luktum. 
Dokunmay&#305; arzulad&#305;m, 
Sevi&#351;meyi... 
"O"nu &#231;a&#287;&#305;rd&#305;m: 
"L&#252;tfen..." 
... 
Beden yoktu, 
Ruh da... 
Ne can kalm&#305;&#351;t&#305;, 
Ne de d&#252;&#351;e yazan soluk... 
Tek bir ses i&#351;ittim g&#246;&#287;&#252;n yedi semas&#305;ndan: 
"Oku." 
. 
d&#231; 
</description>
      <pubDate>Wed, 02 Apr 2008 08:45:48 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1289501-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>gaiaspirit</author>
      <link>http://gaiaspirit.sosyomat.com/blog/1289501</link>
    </item>
    <item>
      <title>"Bo&#351;"alanlar...</title>
      <description>Bo&#351; zamanlar&#305;n ho&#351;lu&#287;unun y&#252;re&#287;imin kan&#305;rt&#305;lar&#305;na uzamas&#305; gibi sakin bir dilek havuzunda soluklan&#305;yor&#8230;
Ne &#231;ok &#8220;ya&#287;mur&#8221; d&#252;&#351;m&#252;&#351;, ne &#231;ok &#8220;ya&#287;mur&#8221; d&#252;&#351;lemi&#351;, ne &#231;ok &#8220;ya&#287;mur&#8221; yazm&#305;&#351;&#305;m&#8230; Ar&#305;nd&#305;rs&#305;n diye mi?
Ametistin mor kristalleri &#252;zerinden seyretmek gibi bir &#351;ey olsa gerek &#351;u ya&#351;am. Cam&#305;n ge&#231;irgenli&#287;i &#252;zerine bir m&#252;naka&#351;a&#8230;
Ya da ne bileyim, suyun kat&#305;l&#305;&#287;&#305; olmal&#305;; kayan&#305;n yumu&#351;akl&#305;&#287;&#305;...
&#199;izik att&#305;&#287;&#305;m her g&#252;n, hapsedilmi&#351;lerimi &#246;zg&#252;r b&#305;rakan kalemimin ucundan geriye kalan kur&#351;un tozlar&#305;; beni, sevgiliyi, &#8216;can&#8217;&#305; bana kavu&#351;turan.
So&#287;uk&#8230; Hi&#231; gitmesin istedi&#287;im hisler &#231;er&#231;evelemi&#351; &#231;amurla boyad&#305;&#287;&#305;m tuvallerimi. &#199;i&#231;eklerle bezedi&#287;im heykellerim,  kilimin kokusuyla kar&#305;&#351;m&#305;&#351;; su, can vermi&#351; topra&#287;&#305;m&#305;n bedenine&#8230;
&#8216;Sevgili&#8217; dedi&#287;im kim?
Kim gelmi&#351; de vurmu&#351; kap&#305;m&#305; duvarlar&#305;m&#305;n, da &#351;imdi bu halde yok olmay&#305; se&#231;mi&#351;im var edildi&#287;im bedende yok olurcas&#305;na!
Kim sunmu&#351; d&#252;&#351;lerime mavilikle kaz&#305;d&#305;&#287;&#305;m onca hayali! Kim karalam&#305;&#351; &#8216;gecemin &#305;&#351;&#305;&#287;&#305;&#8217;ndaki o masumiyetin alacakaranl&#305;&#287;&#305;n&#305;!? 
Kim dudaklar&#305;mda erircesine a&#351;k&#305;n&#305; ithaf etmi&#351; bu varl&#305;&#287;a!?
Kim demi&#351;&#8230; O an&#8230;
&#8230;
Su&#8230;
D&#252;&#351;t&#252; &#351;imdi, topra&#287;a&#8230; Ho&#351; gele, her ne var ise.

Ya&#287;anlarla suya kavu&#351;man&#305;n sevinci ak&#305;yor&#8230;
Ay &#305;&#351;&#305;&#287;&#305;, ate&#351;in k&#305;z&#305;ll&#305;&#287;&#305;n&#305; g&#246;lgede b&#305;rakacak kadar erkli; gece, g&#252;n&#252; &#305;&#351;&#305;tacak kadar parlak ba&#351;l&#305;yor&#8230;
Ge&#231;mi&#351;, yenilere, &#8216;an&#8217;lara b&#305;rakmal&#305; kendini; gelecek, &#8216;&#351;imdi&#8217;ye&#8230;
Ya&#287;an kar, esen r&#252;zgara kavu&#351;maya nas&#305;l can atarsa i&#231;imde, ge&#231;mi&#351;im benden kurtulmay&#305; da &#246;ylesine istiyor bu g&#252;n. &#8216;Gece&#8217;m, &#8216;g&#252;n&#8217;&#252;mde do&#287;uyor karanl&#305;&#287;&#305;ma; ve &#305;&#351;&#305;&#287;&#305;m, karanl&#305;&#287;&#305;mla par&#305;ld&#305;yor bu gece.
&#8230;
Gelen, ge&#231;mi&#351;imin lilyumlar&#305;n&#305; ta&#351;&#305;d&#305; bana. &#8220;Beklemek&#8221;&#8230; Ne ac&#305; vericiymi&#351;. Oysa ki&#8230;
K&#305;z&#305;l sa&#231;lar&#305;ndaki arp kokusunu &#246;zlemi&#351;im&#8230; Beklemek ne ki.
&#8220;Gece&#8221;me ho&#351; geldin sevgili.
Avalon&#8217;un sakinleri kar&#351;&#305;lamaya haz&#305;rlan&#305;rken, r&#252;zgarda u&#231;u&#351;an giysilerinin par&#305;lt&#305;lar&#305;na dal&#305;p gidiyorum.
Orion, davetkar yelkenlerini a&#231;&#305;yor geceye do&#287;ru. Dante&#8217;nin duas&#305;yla dald&#305;&#287;&#305;m d&#252;&#351;ler su &#252;lkesine ula&#351;t&#305;r&#305;yor bedenimi. Bedenim su, ellerim i&#231;ime bat&#305;yor; masmavi bir varl&#305;k olmu&#351;um. Pencereden Orion beni izliyor.
&#214;yle yorgun ve huzurlu ki&#8230;
D&#252;&#351;ler, su &#252;lkesinin bat&#305;klar&#305; aras&#305;ndan canlan&#305;rken ben, ruhumla sevi&#351;en varl&#305;klara &#246;zlemimi sunuyorum kainata&#8230;
I&#351;&#305;&#287;&#305;m&#305; ve karanl&#305;&#287;&#305;m&#305; seviyorum; var olmay&#305;&#8230;

&#350;imdilerde bambu sopalar&#305;n &#231;&#305;kartt&#305;&#287;&#305; sesi i&#351;itmekteyim. 
Penceremin a&#231;&#305;ld&#305;&#287;&#305; ger&#231;eklikte yedi y&#305;ld&#305;z selamlamakta &#231;&#305;plak bedenimi.
Orion&#8217;un o ilahi dizili&#351;ine ald&#305;r&#305;&#351; etmeden nefes almaya devam ediyor ci&#287;erlerim.
Kalemimin sayfamla sevi&#351;ti&#287;i o anlardan olu&#351;an bu izd&#252;&#351;&#252;m dizilimleri, ard&#305; kesilmeksizin y&#252;kselen a&#351;k &#231;&#305;&#287;l&#305;klar&#305;n&#305; g&#246;rselle&#351;tirmeye b&#305;rakm&#305;&#351; kendisini.
Gecenin &#305;&#351;&#305;&#287;&#305;nda yanan ate&#351;, yerini kor par&#231;alar&#305;na teslim etmeden &#246;nce, kendini sindirmesi i&#231;in zaman tan&#305;yan av misali s&#252;kun i&#231;erisinde izlemekte&#8230;
Gece uzun; g&#252;nd&#252;ze mahal b&#305;rakmayacak kadar da karanl&#305;k.
Yata&#287;&#305;mdan y&#252;kselirken zincirlerle tutsak edilmi&#351; kelimelerimin kelep&#231;elerini anahtar&#305;mla birer birer a&#231;&#305;yorum. Bedenimin serbest kalmas&#305;yla birlikte s&#246;zc&#252;klerim a&#351;ka geliyor, &#246;zg&#252;rce da&#287;&#305;l&#305;yorlar kainat&#305;n her bir yerine. Kah Kur&#8217;an olarak iniyorlar, kah Zebur, kah &#304;ncil, kah Tevrat, kah Hermes&#8217;in s&#246;zleri, kah K&#305;rk Kap&#305;, kah Mesnevi&#8230; Hepsi benden gelmi&#351;, hepsi B&#304;Rden.
Suyun &#231;&#246;lle&#351;en dalgalar&#305;n&#305;n sahiline ula&#351;t&#305;rd&#305;&#287;&#305; bir diyarda a&#231;&#305;yorum g&#246;zlerimi, kanatlar&#305;m&#305;&#8230;
Ay, y&#305;ld&#305;zlara &#305;&#351;&#305;k tutmakta.

&#8220;Merkaba&#8230;&#8221;
</description>
      <pubDate>Thu, 03 Jan 2008 15:26:21 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1061147-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>gaiaspirit</author>
      <link>http://gaiaspirit.sosyomat.com/blog/1061147</link>
    </item>
    <item>
      <title>Ya Mevlam...</title>
      <description>
Perdeler g&#246;zlerimi per per perdeler iken,
800 y&#305;l hatmedilmi&#351; Mevlam&#305;n yolunda.
Bulutlar k&#252;me k&#252;me kapla iken g&#246;&#287;&#252;m&#252;,
Mavilere sel olmu&#351;, d&#252;&#351;er iken ya&#287;murum;
Ve h&#305;rkam eskimi&#351;, lime lime g&#246;r&#252;n&#252;r,
Lakin s&#246;zlerim kelam olur d&#246;k&#252;l&#252;r&#8230;

Vakt-i secde idir &#351;imdi,
G&#246;zler dahi Bat&#305;ni olur.
Ya&#287; ya&#287;mur ya&#287;!
Ahalinin vakt-i uyan&#305;&#351;&#305;d&#305;r &#351;imdi.
G&#246;r g&#246;nl&#252;m neylendi,
G&#246;n&#252;llerin me&#351;k vaktidir &#351;imdi.

Sa&#231;aklardan akan ab 
                    ula&#351;&#305;rken topra&#287;a,
Ve tohumlar&#305; kalbimin,
                    ekilirken arza;
&#304;&#351;it ey insan-&#305; kamil!
&#304;&#351;it kelam-&#305; Rabb&#8217;i&#8230;
&#8216;Vakt-i B&#304;RL&#304;K&#8217;tir &#351;imdi,
Baran ol ya&#287; g&#246;n&#252;llere.

Secde dururken bedenler,
Ve al&#305;nlar vurulurken topra&#287;a;
Eller uzan&#305;r da, anahtar&#305; sunar Allah&#8217;a&#8230;
Ve i&#351;te odur ki, akanlar nehir olur;
Ve i&#351;te o and&#305;r ki, beden yok olur,
                      biz B&#304;R&#8230;

Santurlar neye akar, davullar &#8216;a&#351;k&#8217;a&#8230;
Sema eden v&#252;cutlar seyyareler gibi raksta.
D&#246;n d&#246;n d&#246;n ey fakir!
D&#246;n ki &#8216;zerre&#8217;yi g&#246;r &#351;imdi.
Ya Muhammed, Ya Ali,
Mevlama do&#287;dum ben!

Tozum topra&#287;&#305;ma erir iken,
Ve bedenim topra&#287;a;
A&#351;k-u Allah dolar iken,
Ve ben topra&#287;a;
Suyum ate&#351; olur,
Ve toprakta do&#287;ar havaya&#8230;
Ey insan-&#305; kamil,
&#8220;V&#252;cutlar vahdeti&#8221;dir &#351;imdi.

K&#246;r oldu Didem,
&#304;&#351;itmez oldu kulaklar&#305;m.
Tat almaz dilcaz&#305;m,
Koklamaz&#305;m art&#305;k.
Ellerimin hissiyat&#305; yitik,
Ben, ben olmaktan &#305;rak.
V&#252;cudum &#231;a&#287;&#305;ldar, a&#287;&#305;z&#305;m s&#246;yler:
&#8220;ENE&#8217;L HAKK!&#8221;


***


Can&#305;m&#305;n can&#305; can kulum Mevlam&#8230;
&#350;ems-i Tebriz&#8217;in a&#351;&#305;k&#305; Mevlam&#8230;
Nameler d&#252;z&#252;l&#252;r de kafi gelmez,
Canlar kavrulur, k&#252;l olur da yetmez.
Kifayet yanmakta de&#287;il,
                     canda can bulmaktad&#305;r,
                     bilinmez.

Bir kez bilen, fani a&#351;k&#305; reddeder,
&#214;l&#252;me do&#287;an Mevlanam, g&#252;ne&#351;te raks eder;
Rakkaslar semada a&#351;k bulur, ey nur!

Ben &#252; ben &#8216;B&#304;Z&#8217;dedir,
Ben de&#287;il BEN OLAN.
Rahman&#305;m &#214;z&#252;mdedir,
Bir BEN bilir, &#8216;ben&#8217;de CAN&#8230;

Neyzenim s&#246;&#287;&#252;t misal nalan-&#305; a&#351;k olur,
A&#351;k ile d&#246;nenler &#8216;nur-u ilah&#8217;a me&#351;k olur.

Cem-i can olsun dost,
                        &#351;emsim can bulsun &#8216;an&#8217;da;
Vakit, B&#304;RL&#304;K vaktidir,
Gelin canlar gelin,
Allah Allah!


d&#231;</description>
      <pubDate>Thu, 03 Jan 2008 15:25:31 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1061145-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>gaiaspirit</author>
      <link>http://gaiaspirit.sosyomat.com/blog/1061145</link>
    </item>
    <item>
      <title>Ac&#305; kahve, kar ve tar&#231;&#305;n</title>
      <description>K&#305;&#351;&#305;n ilk kar tanelerini mutfaktan yay&#305;lan zencefilli kurabiyelerin kokusu e&#351;li&#287;inde izledim bu sabah. K&#305;zak seslerinin &#231;an seslerine kar&#305;&#351;t&#305;&#287;&#305; k&#305;&#351; gecelerinden biri&#8230; S&#305;cak kahvenin kokusu y&#252;z&#252;me vurmakta.
Edebile&#351;en ya&#351;am&#305;m&#305;n aksinde, yeni y&#305;l&#305;n ba&#351;lang&#305;c&#305; ile birlikte  duyumsamalarday&#305;m; uykusuzca g&#252;n&#252;n ilk &#305;&#351;&#305;klar&#305;yla &#246;z&#252;msemelerdeyim baz&#305; baz&#305;&#8230;
Sevin&#231;lerdeyim, ki &#246;yle de&#287;il &#246;z&#252;msemeler sevi&#351;meler gibi. A&#351;ktay&#305;m; ilah etmi&#351;im bedenimi; duyumsamaktay&#305;m i&#351;ittiklerimi bu gece.
K&#305;&#351;&#305;n ayaz&#305; y&#252;z&#252;me vurmu&#351;, kime ne&#8230; &#350;imdilerde birle&#351;tirmelerdeyim hayatlar&#305;m&#305;; solukland&#305;rmalarday&#305;m kendimi. Baileys kan&#305;ma ak&#305;t&#305;rken tatl&#305; h&#252;crelerini, ben kahvemi yudumlamaktay&#305;m Kad&#305;k&#246;y R&#305;ht&#305;m&#305;&#8217;na kar&#351;&#305;, ac&#305; ac&#305;. &#8216;&#220;st nokta&#8217;lar az gelir b&#246;yle anlarda. Can, k&#246;m&#252;r olur bo&#287;az&#305;mda; sonraki ad&#305;m k&#252;ld&#252;r. 
Eskilerimi kar&#305;&#351;t&#305;rma, &#231;orba yap&#305;p ziyafet &#231;ekme g&#252;n&#252;yd&#252; bug&#252;n. Tam k&#305;vam&#305;nda, tam tad&#305;nda.
Kahvem, buhar&#305;nda&#8230; Ac&#305; severim, &#351;ekersiz, tar&#231;&#305;nl&#305;.
&#8230;
Dur durak bilmeyen bir zaman...
T&#252;ylerim u&#231;u&#351;uyor g&#246;k y&#252;z&#252;nde, bak! G&#246;zlerim, k&#305;&#351; g&#252;ne&#351;ine k&#305;s&#305;k k&#305;s&#305;k bakmakta, al&#305;&#351;amad&#305; daha. Ka&#287;&#305;d&#305;m kuruyor; g&#252;ne&#351;im s&#305;zmakta y&#252;re&#287;imin y&#305;rt&#305;klar&#305;ndan i&#231;eri. Bu k&#305;&#351; &#252;&#351;&#252;m&#252;yorum. 
Bedenimi kuruttu&#287;umdan olsa gerek sevgili. Kurutulan yapraklar ruhuma dikilmi&#351;; lakin adland&#305;r&#305;lamad&#305;klar&#305;ndan birer birer d&#252;&#351;m&#252;&#351;ler&#8230;
12:31&#8230;nefes almal&#305;y&#305;m yeniden.
Aral&#305;&#287;&#305;n sal&#305;s&#305; olmu&#351; 18&#8217;de&#8230; &#199;atlayan topraklar&#305;m var; ser&#231;eler yemekte her bir par&#231;as&#305;n&#305; i&#351;tah i&#231;erisinde. &#8216;Durun!&#8217;, diye ba&#287;&#305;r&#305;yorum, lakin &#231;ok ge&#231;&#8230;
&#8230;
Sanc&#305;larca san&#305;lan san&#305;lar boyunca nefessiz kalan sanc&#305;l&#305; v&#252;cutlar&#305;n &#231;&#305;&#287;l&#305;klar&#305;yla irkilen ruhlar&#305; ta&#351;&#305;yor kimimiz.
Bir defas&#305;nda kelama d&#246;kt&#252;klerim yank&#305;land&#305; &#351;imdi &#351;imdi kulaklar&#305;mda:

&#8220;&#8230;sand&#305;klar&#305;mda saklam&#305;&#351;&#305;m sand&#305;klar&#305;m&#305;&#8230;&#8221;

Sand&#305;klar&#305;m&#305;z&#305; a&#231;m&#305;yoruz bile san&#305;lar&#305;m&#305;z&#305;n ne kadar san&#305;, ne kadar &#8216;ger&#231;ek&#8217; olduklar&#305;n&#305; sormak amac&#305;yla. Lakin g&#246;zlerden ka&#231;an bir &#351;ey daha vard&#305;r belki&#8230; &#8216;san&#305;&#8217; ve &#8216;ger&#231;ek&#8217; sand&#305;klar&#305;m&#305;z ne ola ki?...

d&#231;</description>
      <pubDate>Thu, 03 Jan 2008 15:24:50 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1061144-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>gaiaspirit</author>
      <link>http://gaiaspirit.sosyomat.com/blog/1061144</link>
    </item>
    <item>
      <title>Sonbahar</title>
      <description>Sonbahar mevsimindeki h&#252;z&#252;n m&#252;d&#252;r bizi kap&#305;p koyuveren r&#252;zgar&#305;n savururlu&#287;una... Yoksa i&#231;imizde olgunla&#351;maya ba&#351;lam&#305;&#351; olan sevginin kaplayabilme yetisi midir t&#252;m benli&#287;imizi... Ya&#351;am&#305;n her noktas&#305;nda y&#252;zle&#351;mekte oldu&#287;umuz bir varl&#305;k kar&#351;&#305;s&#305;nda, bir &#351;ey s&#246;yleyemeyecek hale geli&#351;imize kahkahalarla g&#252;len benlik, "ego" s&#305;fat&#305;n&#305; bir hammal gibi y&#252;klenmi&#351;&#231;esine durmaks&#305;z&#305;n yollara vurmakta kendini... Do&#287;an&#305;n koruyuculu&#287;una b&#305;rakman&#305;n ruha bah&#351;etti&#287;i ebediyet hissini yok olmaya mahkum edercesine... Aynalardaki "yan&#305;lsamay&#305;", yans&#305;ma ilan ederek kendisini y&#252;celtmeyi bir hak olarak g&#246;rmenin ruhta yaratt&#305;&#287;&#305; ac&#305;y&#305;, kahrolu&#351; hissini g&#246;z ard&#305; ederek yoluna devam edece&#287;ini sanarak ya&#351;am&#305;n&#305; s&#252;rd&#252;rmeye &#231;al&#305;&#351;&#305;yor belki de... 

	Korkulardaki o gizemli varolu&#351;u hat&#305;rl&#305;yor zamanla... Kendisinin ye&#351;ertmekte olan bir tohum kadar hassas ve aciz... Lakin bu acizlik yok olu&#351;una bir neden de&#287;il...Var olu&#351;u i&#231;in bir &#351;ans. Zira tohum su ile, toprak ile, hava ile var... Yaln&#305;z de&#287;il... Ruhun bir tohum misali serpilmesidir ya&#351;am. &#214;l&#252;m&#252; d&#252;&#351;&#252;nmez, korkular&#305; yoktur. Biz gibi... Her birimiz gibi... Mozart'&#305; dinlerken ya&#351;ayabilirisin bunu... Ruhunu b&#305;rak&#305;verirsin bo&#351;lu&#287;a... G&#246;zlerinden inen ya&#351;lar, anlat&#305;r i&#231;indeki h&#252;zn&#252;, sevinci,  mutlulu&#287;u... Bedenini terkedip t&#252;m evreni seyre dalars&#305;n... Kula&#287;&#305;nda o muhte&#351;em varl&#305;&#287;&#305;n b&#252;y&#252;leyici sesi... Zaman&#305;n olmad&#305;&#287;&#305; bir yerde bulursun sonra kendini... Bir bakm&#305;&#351;s&#305;n geride kalan bir beden... &#246;ylece duruyor... sen yoksun art&#305;k... sadece ben...

	T&#252;m renkleri i&#231;inde toplamak ruh bedenindeki ayr&#305;nt&#305;lar&#305; g&#246;rmeni sa&#287;lamaya ba&#351;lar... G&#246;r&#252;nmeyen varl&#305;&#287;&#305;na bah&#351;edilen bir arma&#287;an gibidir... Renklerini incelemeye ba&#351;lars&#305;n birer birer... Ruhta var olan mavilik rengini d&#252;nyaya yans&#305;tmaya ba&#351;l&#305;yordur art&#305;k... Her renk  O'nda... Mevcudiyetsizli&#287;in varolu&#351;unu kutsamaya haz&#305;rlan&#305;yordur. Ellerinden &#231;&#305;kan &#305;&#351;&#305;k huzmelerini g&#246;rmeye ba&#351;l&#305;yordur insano&#287;lu...eskiden oldu&#287;u gibi... Her aya&#287;&#305; tak&#305;ld&#305;&#287;&#305;nda art&#305;k "ben"in yan&#305;nda olacak dostlar&#305; vard&#305;r... Hep zaman&#305;n&#305;n gelmesini bekledi&#287;i gibi... Tohumunu ye&#351;ertmesi i&#231;in ona uygun ortam&#305; sunan sevgisi vard&#305;r... Hep olmu&#351; oldu&#287;u gibi... Haz&#305;rl&#305;ks&#305;z yakalanmak diye bir &#351;ey yoktur art&#305;k... Bekledi&#287;i gibi ger&#231;ekle&#351;en olgular okyanusunda kula&#231; at&#305;yordur zira... ay &#305;&#351;&#305;&#287;&#305;yla yakamoza yakalanm&#305;&#351; olan... Kumsala &#231;&#305;k&#305;p rahat bir nefes almay&#305; d&#252;&#351;&#252;nmektense h&#305;r&#231;&#305;n dalgalar i&#231;erisindeki yolculu&#287;unu ya&#351;&#305;yordur... "Sadece dalgalar&#305; g&#246;rd&#252;&#287;&#252;nde, suyu ka&#231;&#305;rabilirsin. Lakin, e&#287;er ak&#305;ll&#305;ca davran&#305;rsan, dalgalar&#305;n i&#231;erisindeki suya dokunabilirsin. Suya dokunabildi&#287;inde, gelip giden dalgalar&#305; dert etmezsin. Art&#305;k dalgan&#305;n do&#287;umu ve &#246;l&#252;m&#252;yle ilgilenmezsin. Art&#305;k korkmazs&#305;n.Art&#305;k dalgan&#305;n ba&#351;lang&#305;c&#305; ve biti&#351;ine &#252;z&#252;lmezsin, ya da y&#252;ksek veya al&#231;ak oldu&#287;una, daha az &#231;irkin ya da daha fazla g&#252;zel oldu&#287;una. Bu d&#252;&#351;&#252;ncelerin gitmelerine izin verebilirsin, zira suya dokunmu&#351;sundur..." diyor Thich Nhat Hanh, i&#231;inden gelene izin verircesine. Dalgalar sadece g&#246;r&#252;n&#252;rdeki sil&#252;etlerden ba&#351;ka bir &#351;ey de&#287;il, asli olan suyun kendisidir zira... i&#231;imizde olan gibi.

	Yazd&#305;&#287;&#305;m her sat&#305;r kendime anlatt&#305;klar&#305;mdan ba&#351;ka bir &#351;ey de&#287;il. Ya&#351;am&#305;mdaki varl&#305;klara dile getirdiklerim gibi... E&#287;er hayk&#305;r&#305;yorsam kar&#351;&#305;mdaki insan&#305;n sevmedi&#287;im y&#246;nlerini, benimkinden farkl&#305; de&#287;il s&#246;ylediklerim. &#214;yle bir an gelir ki pes edersiniz...zira hayk&#305;rmak nafiledir o anda; tek yap&#305;lacak &#351;ey kal&#305;r geriye: dinlemek geleni... bo&#351;una de&#287;ildir... sizi i&#231;ine al&#305;rcas&#305;na sunar t&#252;m b&#252;y&#252;leyici benli&#287;ini...

	So&#287;uklardan &#246;nce son bir s&#305;cakl&#305;k &#305;s&#305;t&#305;yor bedenleri adeta... Sokaklarda &#252;&#351;&#252;menin keyfini s&#252;rmeden &#246;nceki son demler... Ya&#287;murun, yerini kendini ruhlara &#246;zleten masmavi g&#246;ky&#252;z&#252;ne b&#305;rakmas&#305;, teslim ediyor adeta savunmas&#305;z olan bizi do&#287;aya... Tan&#305;kl&#305;k etmek bu olu&#351;a, ve g&#246;zlemlemek her ayr&#305;nt&#305;y&#305;... K&#305;sa bir y&#252;r&#252;y&#252;&#351;, "ben"i farketmeye kafi... Anlat&#305;lanlar&#305;n, etiketlerin son bulu&#351;u ve sadece orada var olup do&#287;ada bulunan&#305; kabul etme an'&#305;...

	Yak&#305;&#351;t&#305;rmalar azal&#305;yor sanki... Cismin ard&#305;ndaki tap&#305;las&#305; varl&#305;k kendisini g&#246;stermeye ba&#351;l&#305;yor... Hayat&#305;m&#305;z&#305;n her alan&#305;nda g&#246;r&#252;len &#231;eli&#351;kilerin doruk noktas&#305;nday&#305;z... Birer birer &#231;&#246;z&#252;lmeyi bekliyorlar...&#199;o&#287;umuzun ya&#351;am&#305;nda bir dinginlik... Sessizlik ve hareketsizlik hali... Sonbahar&#305;n geli&#351;ini m&#252;jdeliyor sanki... Zaman&#305;n bir &#351;eylere gebe oldu&#287;unu hissetmemek m&#252;mk&#252;n olmayan bir hale geliyor.

	Anlatmak ne kadar da g&#252;&#231;... Ya&#351;amak ise bir o kadar kolay konu&#351;man&#305;n yan&#305;nda. Susayan bir g&#252;l&#252;n, g&#246;klerden inen rahmetle susuzlu&#287;unu gidermesi gibi bir &#351;ey bu! Ne muhte&#351;emliktir! Sanki bu sevgi yo&#287;unlu&#287;undan bir anda  yok oluverecekmi&#351;im gibi... Kelimelerin, ya&#351;am&#305;n, maddenin &#246;tesinde bir duygu...anlat&#305;lmas&#305; g&#252;&#231;...zira ben bilmiyorum burada b&#246;ylesine b&#252;y&#252;leyici bir kelime! Kadim zamanlardan f&#305;s&#305;lt&#305;lar kula&#287;&#305;mda yank&#305;lan&#305;yor... Ezgiler, bitmek bilmeyen... Sesleniyor derinlerden, huzur verici bir melodi... "Ben"i &#231;a&#287;&#305;r&#305;yor... Art&#305;k d&#246;n&#252;&#351; zaman&#305; diyor... S&#252;re&#231; ba&#351;lad&#305; &#231;ok &#246;nce... G&#246;zler a&#231;&#305;l&#305;yor yeni bilince... Y&#252;rekler... O kutsal ormandaki toplan&#305;&#351;lar canlan&#305;yor belleklerde... Birle&#351;iyor benlikler... Sars&#305;c&#305; bir enerjiyle, a&#231;&#305;&#287;a &#231;&#305;kan; birer birer yerine getiriliyor dilenmi&#351; olanlar... Ruhlar&#305;n birle&#351;mesi son bulurken, s&#305;ra bedenlere geliyor...beklenenden de yak&#305;n...&#231;ok daha yak&#305;n... Umut k&#246;pr&#252;lerini ba&#287;l&#305;yoruz adeta ruhlar&#305;m&#305;z&#305;n aras&#305;na, &#246;yle ki koparamayacak her ne gelirse... Eski bizden alacaklar&#305;m&#305;z&#305; ald&#305;k, &#351;imdi onlar&#305; b&#305;rak&#305;p an'&#305; yaratmakta s&#305;ra! Yap&#305;yor oldu&#287;umuz gibi...


</description>
      <pubDate>Thu, 03 Jan 2008 15:24:01 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1061138-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>gaiaspirit</author>
      <link>http://gaiaspirit.sosyomat.com/blog/1061138</link>
    </item>
    <item>
      <title>&#214;zlem</title>
      <description>
"Yine sabah oldu. Yeni bir g&#252;n. &#304;&#231;inde bar&#305;nd&#305;rd&#305;&#287;&#305; h&#252;z&#252;n, keder, sevin&#231;, ne varsa hepsi ile geldi. Seviyorum ya&#351;amay&#305; be! Zannetme hayat delisiyim. G&#252;n&#252;m&#252; payla&#351;may&#305;, her ne getirdiyse: sevdi&#287;im budur i&#351;te benim; payla&#351;acak yarenim..."

Dolunay'&#305;n izd&#252;&#351;&#252;m&#252; odamdaki kristallerime yans&#305;makta. K&#305;&#351;&#305; &#246;zlemekte &#351;imdilerde i&#231;im. &#304;steksizlik ve karars&#305;zl&#305;kla ge&#231;en bir s&#252;reden sonra yeni bir "yenilenme s&#252;reci"ne ad&#305;m atman&#305;n heyecan&#305; ve mutlulu&#287;unu ya&#351;amakta.
&#199;&#305;k&#305;lan yollar... 
Yast&#305;&#287;&#305;m&#305;n &#252;zerindeki y&#305;ld&#305;zlar kadar belirsizlerdi, ve bir o kadar da g&#246;&#287;&#252; yans&#305;tt&#305;lar bana. S&#246;z gelimi t&#252;m d&#252;&#351;lerim ya&#351;am&#305;ma i&#351;tirak ederlerken ben, ben olmaktan &#231;oktan bertaraf edilmi&#351;&#231;esine her &#351;eyimden bir haber yine de yola koyulmu&#351;tum; geri d&#246;nece&#287;imi kestiremeden. Umurumda da de&#287;ildi. Giden kim ki gelen olsun dedi birisi.
On saat... Gitmek, ve geri d&#246;nmek... On y&#305;la bedeldi.
Beklemi&#351; me&#287;er bir &#351;eyleri. 'Burada' olmak 'gerek'mi&#351;, i&#231;im bunu s&#246;ylemi&#351; durmu&#351;. G&#252;zel olan ise,i&#231;imi dinler olmu&#351;um art&#305;k. Ametistin mor damlalar&#305;nda dinlenmekteyim &#351;imdi. Bir de odam&#305;n penceresinden beni seyreden dolunay&#305;m var bu gece. &#214;zlem yok, sadece OLmak kalm&#305;&#351; &#351;imdi. Bu g&#252;zel. Arada, yata&#287;&#305;m&#305;n yan&#305;nda durmakta olan sandal a&#287;ac&#305; dal&#305;n&#305; koklar, fazla an&#305;msayamad&#305;&#287;&#305;m eskilerime do&#287;ru yol al&#305;r&#305;m. Sar&#305; &#231;ar&#351;af&#305;m&#305;n &#252;zerine uzanmakla birlikte i&#231;ime akan r&#252;yalar&#305;m&#305;n &#231;oklu&#287;u i&#231;erisinde, bu kokuya b&#252;r&#252;nmek b&#252;y&#252;k mutluluk.
G&#246;&#287;&#252;n yer ile bulu&#351;tu&#287;u bir gecenin ard&#305;ndan mavili&#287;e kar&#305;&#351;an ya&#287;mur bulutlar&#305;n&#305;n g&#246;ky&#252;z&#252;ndeki g&#246;sterilerini izliyorum bah&#231;ede yine. Do&#287;ay&#305; dile getirmekten ba&#351;ka bir &#351;ey kalmam&#305;&#351; gibi adeta i&#231;imde. &#214;ylesine yaln&#305;z ki, ve &#246;ylesine g&#252;zel.
G&#252;ne&#351;le do&#287;up ay ile birlikte yeniden do&#287;man&#305;n getirdi&#287;i bir edebiyet hissi hakim. Kendini tekrar ederek, i&#231;ten i&#231;e dola&#351;an, ve sadele&#351;mektense daha &#231;ok karma&#351;&#305;kla&#351;an dilimin tek bir &#351;eyden ibaret olan ya&#351;am&#305; yineleyerek anlatmas&#305;n&#305; dinliyorum kendimden. Lakin bulutlar &#246;ylesine g&#252;zeller ki!
Bu g&#252;n a&#351;k&#305; dahi &#246;zlemedi&#287;imi; lakin &#246;zlemi tadabildi&#287;imi, ve a&#287;layabildi&#287;imi &#246;&#287;rendim! A&#351;k i&#231;in, a&#351;k ile a&#287;lamak gibisi yokmu&#351; me&#287;er. Her varl&#305;&#287;&#305;n affedilmeye ve sevilmeye de&#287;er olmas&#305; ne kadar muhte&#351;em! Yapmak istediklerimden dahi "kurtulmu&#351;um" (!); istemi&#351; olduklar&#305;m&#305;n i&#231;ine d&#252;&#351;m&#252;&#351; ruhum me&#287;er. Anlatmas&#305; g&#252;&#231;. Bunu sadece hissedebiliyorum. Ve belki de biraz olsun hissettirebiliyorum bildi&#287;im sevgililere, kim bilir. Lakin hissetsinler diye de bir amac&#305;m yok art&#305;k; zira 'ben' hissediyor; o vakit onlar da zaten 'biliyorlar', &#351;&#252;phem yok. Ancak bu &#246;zlem duygusu, &#246;yle hakim ki benli&#287;ime. &#214;zlemlendi&#287;im varl&#305;klar&#305;n olduklar&#305;n&#305; bilmek bana ya&#351;am&#305; sunarken, bu &#246;zlemin art&#305;k nas&#305;l bir hal ald&#305;&#287;&#305;n&#305; g&#246;rmek de bamba&#351;ka bir mutluluk benim i&#231;in. Aidiyetliklerin &#246;tesinde bir &#246;zlem duygusu do&#287;uyor h&#252;zrelerime sevgi i&#231;erisinde. Ba&#351;ka ruhlar aramaktansa kendi yeterlili&#287;i ile kainat&#305; ya&#351;amakta olmak ne b&#252;y&#252;k bir huzurdur. &#304;&#231;sel sessizlik... Ve sevgilinin dile getirdikleri akar usuma yeniden:
"Sahibiyet duygusu &#246;yle sinsi bir &#351;ekilde girer ki zihne, kendisine bile sahip olmayan ruh, bu eksikli&#287;i ya&#351;am&#305;na giren "ba&#351;ka bir ruh" ile tamamlamaya &#231;al&#305;&#351;&#305;r. Lakin sonu&#231; ba&#351;ar&#305;s&#305;zl&#305;kt&#305;r. Zira hi&#231; bir ruh, ba&#351;ka bir ruha ait de&#287;ildir."
Her ye&#351;illi&#287;e &#231;&#305;k&#305;&#351;&#305;mda r&#252;zgar&#305; dinlemek &#246;yle ho&#351; geliyor ki! Kendimi yaln&#305;z hissetmedi&#287;im bir 'kendinlik' i&#231;erisinde buluyorum kendimi. Ve farkettim ki, art&#305;k kimseye '&#351;unu yap, bu daha iyi' diyemiyorum. Nas&#305;l diyeyim ki! Onlar zaten bu i&#351;in pirleri! Nas&#305;l ya&#351;ayaca&#287;&#305;n&#305;z&#305; sizden daha iyi kim bilebilir ki s&#246;yleyin bana!
"&#220;zerimize ya&#287;s&#305;n gece boyunca sevgi damlalar&#305;. Sar&#305;l&#305;yor olaca&#287;&#305;m s&#305;ms&#305;k&#305; sana. G&#246;zlerimde belki bir ya&#351;, lakin bir tebess&#252;m e&#351;lik edecektir ona. Ve d&#252;&#351;lerinde f&#305;s&#305;ldayaca&#287;&#305;m kula&#287;&#305;na. Seni seviyorum sevgili..."
G&#246;nl&#252;m&#252;zce olsun hayat!

d&#231;</description>
      <pubDate>Thu, 03 Jan 2008 15:23:01 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1061137-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>gaiaspirit</author>
      <link>http://gaiaspirit.sosyomat.com/blog/1061137</link>
    </item>
    <item>
      <title>Mavi</title>
      <description>&#199;&#305;rp&#305;n&#305;&#351;lar&#305;mdan sahneler koyuyorum, tiyatromun perdeleri arkas&#305;nda oynamalar&#305; i&#231;in. Terimlerim, kendimi anlatamaz hale gelmi&#351;, s&#246;zc&#252;klerim olmu&#351; 'ether'de u&#231;u&#351;maktalar el verdi&#287;ince. Sonu gelmeksizin y&#252;r&#252;nen yollar, y&#252;r&#252;meye y&#246;n vermemi&#351; sanki. &#199;o&#287;ald&#305;k&#231;a s&#305;&#287;la&#351;m&#305;&#351; derinlerim. S&#305;&#287;la&#351;an, &#231;o&#287;alanlar&#305;m m&#305;, ben mi, belirsiz. Kendime anlatt&#305;klar&#305;m, yalanlardan farks&#305;z sanki. Yalanlar&#305;n y&#252;z&#252;me aksettirdi&#287;i &#305;&#351;&#305;k, karanl&#305;&#287;&#305;m i&#231;erisinde alayc&#305; bir tebess&#252;m olu&#351;turmu&#351; y&#252;z&#252;mde birden bire.

Kafka'n&#305;n s&#246;z&#252; usuma gelir ard&#305;ndan:

"Her &#351;ey, hatta yalan bile do&#287;runun hizmetindedir. G&#246;lgeler, g&#252;ne&#351;i karartmaz."

M&#252;cadelem, g&#246;lgelerim mi oldu ne? Yalanlarla derinime g&#246;m&#252;&#351;m&#252;&#351; olan ger&#231;eklerim, yalanlar&#305;m sayesinde g&#246;lgede kalmaks&#305;z&#305;n, g&#252;ne&#351; &#305;&#351;&#305;&#287;&#305;n&#305; yans&#305;tacak hale gelmi&#351;ler belki de.


Hayal k&#305;r&#305;kl&#305;klar&#305;yla &#246;r&#252;l&#252; bir duvar geliyor g&#246;zlerimin &#246;n&#252;ne sonra. Soka&#287;&#305;n en karanl&#305;k sonuna yakla&#351;&#305;rken, her tu&#287;las&#305;n&#305; d&#252;&#351;lerime d&#246;kt&#252;&#287;&#252;m bu duvar, y&#305;&#287;&#305;lm&#305;&#351;l&#305;klarla birle&#351;mi&#351;, s&#305;cak bir g&#252;n&#252;n bana getirdi&#287;i g&#252;ne&#351;in &#305;&#351;&#305;nlar&#305;yla kor haline gelmi&#351; bana bak&#305;yor. &#199;&#305;kmazlar&#305;mdan biri olmu&#351;. Soka&#287;&#305;m&#305;n &#246;n&#252;n&#252; kapatm&#305;&#351; tu&#287;lalar&#305;n&#305;n k&#305;z&#305;ll&#305;klar&#305;yla. Kim ne der, neden anlamazlar&#305;mla duvar&#305;m&#305;n &#246;n&#252;nde s&#305;&#287;la&#351;m&#305;&#351; a&#287;l&#305;yor g&#246;zlerimin p&#305;narlar&#305;. Toz toprak olan &#252;st&#252;m, eskilerimden alb&#252;mlerimi and&#305;r&#305;rken, g&#252;ne&#351;in yakmas&#305;yla terleyen bedenim, toprakla suyu bir araya getiren &#231;amura bulan&#305;yor t&#252;m pisli&#287;i ile. 

Hayal k&#305;r&#305;kl&#305;klar&#305;m &#252;zerimde kuruyorlar, g&#252;ne&#351;in &#305;s&#305;s&#305;yla &#231;atlaklar olu&#351;tururken. Derisini de&#287;i&#351;tiren y&#305;lan misali, t&#305;rnaklar&#305;mla bir bir &#231;&#305;kar&#305;yorum bedenimi terletmeye y&#252;z tutmu&#351; par&#231;alar&#305;m&#305;. Kabuklar&#305;m, zaman&#305;m&#305;n eskisine d&#246;k&#252;l&#252;rken, yeni eskiyecek olan kabuklar&#305;m&#305;n yumu&#351;akl&#305;&#287;&#305;na dokunuyor ellerim. Eski kabuklar&#305;m, esen r&#252;zgarla kar&#305;&#351;&#305;yor g&#246;&#287;&#252;n mavili&#287;ine, artlar&#305;nda hi&#231; bir &#351;ey b&#305;rakmadan. Duvar&#305;m&#305;n tu&#287;lalar&#305; d&#246;k&#252;l&#252;yor sonra. Bulutlar&#305;m, g&#252;ne&#351;imin &#246;n&#252;nden ge&#231;erken serinli&#287;i beraberinde getiriyorlar. Toz, toprak art&#305;k. 

O anda akl&#305;ndam ge&#231;enler, girilmemi&#351;liklerime g&#246;t&#252;r&#252;yor beni...

Piponun duman&#305;n&#305; i&#231;ine &#231;ekerken, olageli&#351;i ile ge&#231;mi&#351;liklerine akan nehir misali geceyle sevi&#351;irken bulmu&#351; kendini. Gece gelmi&#351;, sormu&#351; ge&#231;mi&#351;indeki gecelerini. Gelen kimmi&#351; gecenin derininde, bilmezmi&#351;. Kararan g&#252;nd&#252;z&#252;ym&#252;&#351; asl&#305;nda gecesi. Gecesi, gece de&#287;il, kararm&#305;&#351; olan 'g&#252;n' imi&#351; me&#287;er. Gece, daha bir cazip gelmi&#351; g&#252;n&#252;nde. G&#252;n&#252;, gecesine kar&#305;&#351;an karanl&#305;&#287;&#305;n&#305;n &#305;&#351;&#305;&#287;&#305; olmu&#351; zira; kararmadan ilerlemi&#351;&#231;esine. Sesleri f&#305;s&#305;lt&#305;lar&#305;na kar&#305;&#351;&#305;rken gecede, f&#305;s&#305;lt&#305;lar&#305; seslenmi&#351; gecesine, yanaklar&#305;na kondurulan bir &#246;p&#252;c&#252;k ile. &#214;yle ki, ona dahi ay&#305;ramam&#305;&#351; hissiyat&#305;n&#305;. Seslenmi&#351; geceye; duyan olmam&#305;&#351;. F&#305;s&#305;ldam&#305;&#351; geceden g&#252;ne, ses gelmemi&#351; sessizlikten &#246;te. Me&#287;er, sessizlik bilmezmi&#351; f&#305;s&#305;lt&#305;y&#305; gecede. Fl&#252;t&#252;ne arp kar&#305;&#351;m&#305;&#351;. Arp, ge&#231;mi&#351;ini yaralarm&#305;&#351; gecesinin ilerleyen saatlerinde. &#214;ylesine derinmi&#351; ki, &#246;zletirmi&#351; bile. &#214;yle ise, derinler &#246;zlemleri miymi&#351;, y&#305;llarca ka&#231;t&#305;&#287;&#305;?

Gecenin sonu, yata&#287;&#305;na varmakta iken, sar&#305; &#231;ar&#351;af&#305;n&#305;n g&#252;ven verdi&#287;ini sanarm&#305;&#351;. B&#246;ylesi gecelerde, ay &#305;&#351;&#305;&#287;&#305; penceresinden i&#231;eri davet edilirken, hi&#231; ummazm&#305;&#351; ki g&#252;ne&#351; g&#246;stersin tekrar y&#252;z&#252;n&#252;. Zira ay, daha g&#252;zel olumu&#351; 'yer'ine d&#252;&#351;t&#252;&#287;&#252;nde ahengi ile. 'A&#287;&#305;rla&#351;an g&#246;z kapaklar&#305;' d&#252;&#351;meye g&#246;rs&#252;n kirpiklerini kavu&#351;tururcas&#305;na, o vakit d&#252;&#351;leriyle selamla&#351;mak i&#231;in topra&#287;a davet ettirirmi&#351; her &#351;eyini; kendisini. Su bedeni topra&#287;&#305;na can verir, bir olurmu&#351; kokusunda. Anlarm&#305;&#351; ki, "gel" diyen ile "git" diyen bir. "G&#246;k boyas&#305;" olmu&#351;, f&#305;r&#231;as&#305;yla boyam&#305;&#351; her yeri g&#246;k mavisine. Sonra "mavi ku&#351;" olup u&#231;mu&#351; masmavi g&#246;&#287;&#252;n&#252; ke&#351;federcesine.

Uyan&#305;r sonra g&#246;klerinden topra&#287;&#305;na. Bir g&#252;n &#246;ncesi akar zihninin derinliklerinde... So&#287;uk r&#252;zgar, boynunu &#246;perek sonsuzlu&#287;a kavu&#351;urcas&#305;na denize do&#287;ru esmekteydi. Bedenini ye&#351;il &#231;imenlere, adeta suya teslim edercesine b&#305;rakt&#305;. G&#246;ky&#252;z&#252; "be&#351; kat" daha mavi, bakmakta oldu&#287;u tablo be&#351; kat daha canl&#305;yd&#305;. "Resimdeki r&#252;zgar&#305; hissederek" kendini hi&#231;li&#287;in yok olunas&#305; kollar&#305;na b&#305;rakt&#305;. &#304;&#231;indekileri anlatacak takati mi kalmam&#305;&#351;t&#305;; yoksa ger&#231;ekten geriye "hi&#231;" mi kalm&#305;&#351;t&#305;, bilmiyordu. &#350;imdiye kadar bildi&#287;i t&#252;m ger&#231;ekliklerinden" uzak, upuzak, hi&#231; bilmedi&#287;i, hi&#231; g&#246;rmedi&#287;i kadar, her &#351;eyden "be&#351; kat daha hi&#231;" bir ya&#351;am&#305;n i&#231;erisinde buluvermi&#351;ti kendisini adeta. Kendisini anlatmaya dahi gerek duymayan, her &#351;eyi kabullenircesine vurdum duymaz; lakin her &#351;eyi de kendi bencil duygular&#305; ve egoist karakteri ile olu&#351;turan bir hi&#231; art&#305;k. &#350;ehir &#246;ylesine bo&#287;maktayd&#305; ki, dostlar&#305;n&#305; dahi g&#246;rmeyi reddedercesine u&#287;ram&#305;yordu kap&#305;lar&#305;na. Tek yeri eviydi; yuvas&#305;.

&#214;yle bir yerde ya&#351;amal&#305;yd&#305; ki... G&#246;l kenar&#305;; yada su, sadece su. Arkas&#305; yemye&#351;il, b&#252;y&#252;k &#231;&#305;nar ve &#231;am a&#287;a&#231;lar&#305; ile dolu bir koru. A&#287;a&#231; ve ta&#351;tan yap&#305;lm&#305;&#351; bir ev. K&#252;&#231;&#252;k bir ev olmamal&#305;yd&#305;; geni&#351; olsun istiyordu. Kitaplar&#305;n&#305; ve 'ben'lerini bar&#305;nd&#305;rcak kadar b&#252;y&#252;k bir ev.

Sonra, bah&#231;esi olmal&#305;yd&#305; el de&#287;imemi&#351;. Sarma&#351;&#305;klar dola&#351;mal&#305;yd&#305; yollar&#305; boyunca kenarlarda. Klasik m&#252;zik &#231;almal&#305;yd&#305;; ve daktilo sesi gelmeliydi her daim evin duvarlar&#305;n&#305; a&#351;arcas&#305;na. Sabah uyand&#305;ktan sonra kahvesini al&#305;p &#231;&#305;plak ayaklar&#305;yla yeniden ve yeniden tavaf etmeliydi bah&#231;esini, sahilini. Trafik, kalabal&#305;k ve g&#252;r&#252;lt&#252; olmamal&#305;yd&#305; bu yerde. G&#246;z alabildi&#287;ine su, ye&#351;il, toprak ve masmavi bir g&#246;k. K&#252;&#231;&#252;k bir yerle&#351;im yerinin i&#231;erisindeki kocaman d&#252;nyas&#305;n&#305; kurmal&#305;yd&#305;, b&#252;y&#252;k bir sevin&#231;le. A&#287;a&#231;lara t&#305;rmanmal&#305;, &#231;imlerinde uzanmal&#305;, denizinde &#305;slanmal&#305;, orman&#305;nda kaybolmal&#305;yd&#305;. Bir de sal&#305;nca&#287;&#305; olmal&#305;yd&#305; bah&#231;esinde. Her ak&#351;am &#252;st&#252; g&#252;n bat&#305;m&#305;nda, k&#305;rlang&#305;&#231; sesleriyle huzur bularak g&#246;klerle bulu&#351;mal&#305;yd&#305;. &#220;zerinde mavi-beyaz ipek elbisesi, r&#252;zgarda savrulmal&#305;yd&#305; uzun sa&#231;lar&#305;yla birlikte.

Sonra, i&#231;eriden gelen t&#305;k&#305;rt&#305;lara kulak kabartt&#305;&#287;&#305;nda bir ses i&#351;itmeliydi:

"..."

G&#246;r&#252;nmezlikleri i&#231;erisinden s&#252;z&#252;lerek s&#305;yr&#305;lan ayr&#305;nt&#305;lar&#305;na kap&#305;l&#305;vermi&#351;...


D.&#199;.
</description>
      <pubDate>Thu, 03 Jan 2008 15:21:59 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1061130-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>gaiaspirit</author>
      <link>http://gaiaspirit.sosyomat.com/blog/1061130</link>
    </item>
    <item>
      <title>Kuyu</title>
      <description>Oyulan bir delik... &#214;ylesine g&#252;&#231;l&#252; ve &#246;ylesine ac&#305; dolu ki, de&#351;tik&#231;e f&#305;&#351;k&#305;ran her ne varsa tekrardan i&#231;ine alacak kadar geni&#351;. G&#246;zler hi&#231; bir &#351;ey ifade etmeden bedenimden akan kana bulanarak ka&#287;&#305;da kanla yaz&#305;lan bu kelimeler gibi canl&#305;, ve batmakta olan a&#287;ustos dolunay&#305; gibi k&#305;pk&#305;rm&#305;z&#305;...
Geceler uyku getirmiyor art&#305;k; sadece yokluk. G&#252;nd&#252;zler "O"nu getirmiyor art&#305;k; sadece hi&#231;lik. Ne ar&#305;yor t&#252;m bu insanlar burada?! Her g&#252;n a&#287;&#305;rd&#305;&#287;&#305;nda kendimi yataktan atarcas&#305;na f&#305;rl&#305;yorum g&#246;zlerim uykusuzluktan bitap d&#252;&#351;m&#252;&#351; ve beni o mezar&#305;ma &#231;a&#287;&#305;r&#305;yormu&#351; gibi bir u&#287;ultu var sanki kulaklar&#305;mda. Bah&#231;e...
Bu ev hem mezar&#305;m, hem rahmim oldu art&#305;k. Her ad&#305;m att&#305;&#287;&#305;mda beni i&#231;ine al&#305;veriyor kahrolas&#305; &#351;evkatiyle. Sonra...
Sonra t&#252;m o g&#252;zelli&#287;iyle b&#252;y&#252;l&#252;yor, &#305;&#351;&#305;ld&#305;yor, &#231;&#305;ld&#305;rt&#305;yor kahrolas&#305; ruhumu! Neyi var i&#231;imin, s&#246;yle bana ey bah&#231;e! Topra&#287;&#305;na uzan&#305;p senin i&#231;in ya&#351;lar d&#246;kt&#252;&#287;&#252;m o g&#252;nler &#231;ok uzakta de&#287;iller. Ne var s&#246;yle, anlat bana ne olursun! &#304;&#231;imi de&#351;en bu kara &#246;l&#252;m de ne?
S&#305;cak... Kahrolas&#305; bir s&#305;cak var &#304;stanbul'da. Hi&#231; bitmedi ki ama. Hi&#231; sonu gelmedi ki olanlar&#305;n. Gelmesini bekliyor musun ki? Ya&#287;murlar&#305; bekledin, geldi i&#351;te! &#199;&#305;ksana buradan; bu &#231;&#252;r&#252;m&#252;&#351; "d&#252;&#351;ler soka&#287;&#305;"ndan...
Takati kalmam&#305;&#351; sokak kedisi gibisin... &#214;l&#252;mle y&#252;zle&#351;irken ona son bir kahkaha at&#305;yorsun, fark&#305;nda de&#287;ilsin sen! Lime lime ediyor g&#246;kten ya&#287;an ya&#287;mur bedenini. Ruhunu ise topra&#287;&#305;n b&#246;cekleri yemekte zebanilerle birlikte. Zebanilerini hat&#305;rl&#305;yor musun? Hani her birini birer birer d&#252;&#351;lemi&#351;tin o gece. G&#246;ky&#252;z&#252;ndeki her bir y&#305;ld&#305;za isim verirken d&#252;&#351;&#252;nmeden d&#252;&#351;ledin tan vaktine dek... &#304;&#351;te... Geldiler.
Kuyuna s&#305;&#287;&#305;nan her bir korkun seni &#231;a&#287;&#305;r&#305;yor, dinlesene! Ayak seslerini duyduk&#231;a &#252;rperen sen de&#287;il misin yoksa? G&#246;zlerini kapamasana! Her bir &#351;eyi kabullenecek kadar "a&#231;&#305;k" ili&#351;kilerle bo&#287;may&#305; ye&#287;eleyen sen &#351;imdi kendini bo&#287;maktan m&#305; korkuyorsun yoksa? O zaman hi&#231; &#351;ans&#305;n yok k&#252;&#231;&#252;k k&#305;z... Mahkumiyet kendi ellerinle sunuldu art&#305;k sana.
Sonuna geldik. Ya burada kal, ya da...

"A&#351;k&#305;n G&#252;c&#252;"...

Melekler f&#305;s&#305;ldamay&#305; b&#305;rakt&#305;. Art&#305;k kar&#351;&#305;nda durup y&#252;z&#252;ne vuruyorlar her &#351;eyini, t&#252;m varolu&#351;unu. Sen neredesin? Sevgili g&#252;zelliklerini g&#246;remezken neyi ke&#351;iflerde sanmaktas&#305;n kendini? Hat&#305;rlad&#305;n m&#305; kimler gelmi&#351;ti; kimler var ya&#351;am&#305;nda &#351;u anda?
Ne demi&#351;ti bir seferinde:
"Hayat ensemle &#231;ok alakal&#305; sanki. Belki de sadece bir problem vard&#305;r ensemde, ve bu y&#252;zden &#231;ok duyumsuyorumdur. Hep bir y&#252;k gibi oldu ba&#351;&#305;m. Ba&#351;&#305;m&#305; hi&#231; tutamad&#305;m ben bu bedende. Sadece kafadan ibaret de olabilirdik. Suratlar yeterince &#246;zg&#252;n zaten. Hem t&#252;ketim toplumda olmazd&#305; o zaman. G&#246;zler kafi de&#287;il midir bak&#305;&#351;lar ger&#231;ekse? Hem kurtulu&#351;umuz olurdu kaba seksten ve hormonal yan&#305;lsamalardan..."

Kurtulmal&#305; her ne varsa, yak&#305;p y&#305;kmal&#305; en ba&#351;tan. Repli&#287;i yank&#305;lan&#305;yor usumda... D&#252;&#351;&#252;ncelerin atfedildi&#287;ini s&#246;ylemi&#351;ti V, binalara. Y&#305;kmal&#305; her &#351;eyi, eskiyi yok etmeli en ba&#351;tan. Ve bo&#351;altmal&#305; her ne varsa. Bir dostun dedi&#287;i gibi bir vakit:

"G&#246;zya&#351;lar&#305;nda bo&#287;ulmal&#305;y&#305;z hepimiz. &#304;nsan ruhu ancak b&#246;yle &#246;zg&#252;r kalacak..."

...

Gelen her &#351;ey gidiyor hi&#231; bir zaman var olmam&#305;&#351; gibi.
Ve her &#351;ey yitip yok oluyor an&#305;n zerresinde do&#287;mak gibi.
G&#246;zlerin kapanmas&#305; an meselesi,
Nefesin bitmesi an...
Gelenle giden bir olmu&#351; kime ne.
Gidenler neyden gelenlermi&#351;,
Ve gelenler sazl&#305;&#287;&#305;n na&#287;meleri...
"Gel g&#246;r beni a&#351;k neyledi..."
Gel ki gidenlerim eskilerim olsun sevgili.

G&#252;ne&#351;in alt&#305;nda kavrulan derim, &#231;atlayarak kabuk kabuk d&#246;k&#252;l&#252;rken r&#252;zgar &#231;&#305;ksa savursa &#246;telerime ba&#287;&#305;r&#305;&#351;lar&#305;mla.
R&#252;zgar da kalmad&#305; art&#305;k...
Kuyusunda kaybolmu&#351; bir denizci mi bu?
Denizci ne arar ki derin kuyularda?
Gel... ne anlam&#305; var kaybolman&#305;n, ebedi bir okyanus varken oralarda... &#246;tede.

"Kad&#305;n&#305;m..."
Yaz g&#252;n&#252; &#252;&#351;&#252;mek bu olsa gerek. &#214;zlem i&#231;erisinde tir tir titreyerek bir bedene sar&#305;lmay&#305; d&#252;&#351;lemek...
Bir kad&#305;n&#305;n kuca&#287;&#305;na ba&#351;&#305;n&#305; koyarak s&#305;cakl&#305;&#287;&#305;n&#305; i&#231;lemek...
"Kad&#305;n&#305;m..."
Nas&#305;l bir sahiplikle aidiyet &#231;izmi&#351;iz bu hayatta! Nas&#305;l bir hayat ki sahibiyeti sunmu&#351; bize ac&#305;rcas&#305;na.


Geceye s&#252;z&#252;len ya&#351;lar yere d&#252;&#351;meden g&#246;&#287;e kar&#305;&#351;&#305;yorlar.
Bayku&#351; sesleriyle kendime gelirken parmaklar&#305;m&#305;n daktilodaki seslerini &#246;zl&#252;yorum. Nereden geldim nereye gidiyorum diye soruyorum, cevab&#305;m yok ki...

Ben ilk ve son olan&#305;m
Ben sayg&#305; g&#246;ren ve k&#252;&#231;&#252;msenenim
Ben fahi&#351;e ve aziz olan&#305;m
Ben hem e&#351; hem de bakireyim
Ben annemin kollar&#305;y&#305;m
Ben k&#305;s&#305;r olan&#305;m ve &#231;ocuklar&#305;m pek &#231;oktur
Ben evlenmi&#351; olan ve evde kalm&#305;&#351; olan&#305;m
Ben do&#287;urmu&#351; olan ve hi&#231; do&#287;urmam&#305;&#351; olan kad&#305;n&#305;m
Ben do&#287;um sanc&#305;s&#305;n&#305;n akibiyetiyim
Ben kar&#305; ve kocay&#305;m
Ve beni yaratan benim erke&#287;imdi
Ben babam&#305;n annesiyim
Ben kocam&#305;n k&#305;z karde&#351;iyim
O benim reddedilmi&#351; evlad&#305;m
Bana her zaman sayg&#305; duy
Zira ben utan&#231; duyulan ve ihti&#351;aml&#305; olan&#305;m&#8230;
~ M.&#214;. 3-4. yy / &#304;sis i&#231;in ~

</description>
      <pubDate>Thu, 03 Jan 2008 15:20:29 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1061129-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>gaiaspirit</author>
      <link>http://gaiaspirit.sosyomat.com/blog/1061129</link>
    </item>
    <item>
      <title>K&#305;r&#305;nt&#305;lar...</title>
      <description>Bembeyaz bir g&#252;n sarar bedenlerimizi,
Sar&#305;ld&#305;k&#231;a erir, ya&#287;mura d&#246;ner.

Damlalarla kar&#305;&#351;&#305;r bedenler topra&#287;a...

Gelen kimdir? 
Kim s&#246;yler yalanlar&#305;?

Ya&#351;ama dair ne varsa karda.
Ya&#287;mur karda...
Kar, ya&#287;mur olmu&#351; bir anda.

&#199;at&#305;lar&#305;n beyazl&#305;klar&#305;yla d&#252;&#351;e d&#246;nen gecelerim, 
Beni d&#252;&#351;lerimden uyand&#305;r&#305;r her sabah. 


Kahvem elimde, ka&#287;&#305;tlar&#305;m m&#252;rekkepli, 
Ellerimde g&#252;ne dair kalan siyahl&#305;klar... 


Yola &#231;&#305;kan ruhtan al&#305;nt&#305;lar... 


T&#252;m ya&#351;am&#305; bir "an"da ya&#351;amak, her &#351;eyi "an"a s&#305;k&#305;&#351;t&#305;rmak; yollar&#305;, yolcular&#305;. &#304;&#231;te kalan her ne varsa kurtulmak pahas&#305;na &#231;&#305;k&#305;lan yolculuklardan birindeydim&#231; Beni kar&#351;&#305;layan bembeyaz kar taneleri daha parlak g&#246;r&#252;nd&#252;ler o g&#252;n. Ama&#231;s&#305;zcayd&#305;; ya da amac&#305; yads&#305;yan bir ben vard&#305; apa&#231;&#305;k. &#304;lk defalar&#305;mdan biri: Plans&#305;z, zamans&#305;z ve yersiz. Tek g&#246;t&#252;rd&#252;&#287;&#252;m "ben"imdi, kendimle birlikte. Lakin bende olanlar&#305; almad&#305;m, sadece kendimi. Her &#351;ehirde geride b&#305;rakt&#305;m sand&#305;&#287;&#305;m kal&#305;nt&#305;lar&#305;mla kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;m. Kurtuldum dedik&#231;e i&#231;ine saplam&#305;&#351; oldu&#287;umu anlad&#305;&#287;&#305;m kal&#305;nt&#305;lar&#305;m. Yolda bana ula&#351;t&#305;r&#305;lm&#305;&#351; olan Kafka'dan al&#305;nt&#305;lar anlaml&#305; k&#305;l&#305;yordu asl&#305;nda yolculu&#287;umu:

"&#199;al&#305;l&#305;k eskilerden settir, ilerleyebilmek i&#231;in &#231;al&#305;l&#305;&#287;&#305; ate&#351;e vermen gerekir."

San&#305;yorum zaman zaman ka&#231;&#305;&#351;lar ya&#351;amam da bu nedenden &#246;t&#252;r&#252;. &#199;al&#305;l&#305;klar&#305;m... Yak&#305;lacaklar var, birer birer.

Bindi&#287;im her ta&#351;&#305;t bamba&#351;ka mekanlar&#305;ma ta&#351;&#305;d&#305; adeta beni. &#220;zerini &#231;amurla s&#305;vad&#305;&#287;&#305;m&#305; farketti&#287;im duygular&#305;ma. Benden bin bir par&#231;a mekan... Gitti&#287;im her &#351;ehir, bana beni ta&#351;&#305;yan lokomotiflerdi. Ben durdum sadece; bedenim ula&#351;t&#305; her birine. &#304;lk olarak tek ba&#351;&#305;ma bir sonraki dura&#287;&#305;m&#305; d&#252;&#351;&#252;nmeksizin &#231;&#305;kt&#305;&#287;&#305;m bir yolculuk uzanmaktayd&#305; &#246;n&#252;mde. Belirli bir yer olmaks&#305;z&#305;n att&#305;&#287;&#305;m ad&#305;mlar&#305;m... Sonsuzlu&#287;u ya&#351;ad&#305;m; sorgulamamay&#305;; bilmeden anl&#305;k kararlarla ilerledi bedenim, nereye ula&#351;aca&#287;&#305;na dair fikri olmadan. Farkettim ki de&#287;i&#351;en bir &#351;eyler var. Ge&#231;en sene &#231;&#305;kt&#305;&#287;&#305;m yolculukta kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;&#287;&#305;m sorular yoktu art&#305;k. O zaman s&#252;rekli ald&#305;&#287;&#305;m soru, nereye gidersem gideyim ailemin bana nas&#305;l izin verdi&#287;iydi. Lakin, bundan kurtulmu&#351; olmal&#305;y&#305;m ki bu soruyla kar&#351;&#305;la&#351;mad&#305;m hi&#231;. Yerini, &#351;u anda i&#231;erisinde bulundu&#287;umdan emin oldu&#287;um s&#252;rece ait bir soru geliyordu: "Korkmuyor musun?" Nereye gidersem gideyim s&#305;namam buydu. Di&#351;il beden ta&#351;&#305;yarak &#231;&#305;kt&#305;&#287;&#305;m yolculuklarda, toplumsal genel kan&#305; olarak di&#351;ili&#287;in g&#252;vensizlik i&#231;erisinde oldu&#287;u il&#252;zyonu ile kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;r&#305;ld&#305;m, korku ile... Lakin ard&#305;mda b&#305;rakt&#305;&#287;&#305;m bu olgu uzaklar&#305;ma do&#287;ru yola &#231;&#305;km&#305;&#351;t&#305; bile. Bu soru ile kar&#351;&#305;la&#351;mam ise &#231;ok do&#287;ald&#305;; zira kurtulma a&#351;amas&#305;ndayd&#305;m.

Neden korkmal&#305;yd&#305;m? Ya da korkmad&#305;&#287;&#305;m &#351;eylerden dolay&#305; s&#305;nan&#305;yordum, bunu farkettim yol boyunca. Korkular&#305;m&#305; geride b&#305;rakmaya, onlardan kurtulmaya ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;mdan beri s&#305;namalarla kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;&#287;&#305;m&#305; farkettim. 21 ya&#351;&#305;nda bir di&#351;inin tek ba&#351;&#305;na yolculuk yapmas&#305; toplumca endi&#351;e yaratacak ya da cesaret gerektirecek bir durum olarak kar&#351;&#305;lan&#305;yordu. Cesaret gerektirdi&#287;i d&#252;&#351;&#252;n&#252;l&#252;yorsa, demekti ki korkuyu i&#231;erisinde bar&#305;nd&#305;rmaktayd&#305;. Korkmal&#305;yd&#305; ki&#351;i...

"Ya&#351;am&#305; t&#252;m&#252;yle anlay&#305;p kavrayan kimse &#246;l&#252;mden korkmaz. &#214;l&#252;m korkusu, gere&#287;i yerine getirilmemi&#351; bir ya&#351;am&#305;n sonucudur yaln&#305;zca. Vefas&#305;zl&#305;&#287;&#305;n bir d&#305;&#351;avurumudur."

Kafka bo&#351;una gelmemi&#351;ti bana. &#304;lk defa &#252;&#231; sene &#246;nce Gregor Samsa's&#305; ile tan&#305;&#351;m&#305;&#351;t&#305;m. Yolculuklar&#305;mdan birinin bana getirisi olarak ya&#351;am&#305;ma kabul etmi&#351;tim Samsa'y&#305;. Bana, kendimi anlatt&#305;&#287;&#305;n&#305; d&#252;&#351;&#252;nd&#252;ren yaz&#305;lar&#305;nda kendimi tekrardan kaybetti&#287;imi hat&#305;rl&#305;yorum. &#220;&#231; sene aradan sonra "Aforizmalar" ile kar&#351;&#305;ma "tam zaman&#305;nda" &#231;&#305;kmas&#305;n&#305; &#351;&#252;kranla kabul ettim. Refakat&#231;im oldu yollar&#305;mda. &#214;n&#252;mde uzanan yollar&#305;m ilklerimi &#231;a&#287;&#305;r&#305;yordu adeta. Her son ile ba&#351;lang&#305;&#231;lar&#305;ma att&#305;m ad&#305;mlar&#305;m&#305;. Sonlar&#305; hep sevdim, d&#252;&#351;&#252;&#351;leri de; "Belki de hi&#231; d&#252;&#351;medin..." dedi, f&#305;s&#305;ldayarak ruhuma. Kim bilebilirdi ki...

Ar&#305;nm&#305;&#351;l&#305;klar&#305;mla &#231;&#305;plak bir yokluktu benimkisi. Kabul edi&#351;lerimle ke&#351;iflerim e&#351; zamanl&#305; kucaklad&#305;lar bedenimi her an. Kafka'dan dizeler imgeledi ruh halimi:

"&#304;nsanl&#305;k, kendisini &#351;ekillendiren yasadan ayr&#305;ld&#305;&#287;&#305; zaman, gri renkte, belli bir bi&#231;imden yoksun, dolay&#305;s&#305;yla isimsiz bir kitleye d&#246;n&#252;&#351;&#252;r."

Do&#287;an&#305;n canl&#305;l&#305;&#287;&#305; ve renklili&#287;i i&#231;erisinde renksizle&#351;ti&#287;imi farkettim sonra. Bulundu&#287;um yerde renk de&#287;i&#351;tiriyordum. Neredeysem, kiminleysem onun rengine b&#252;r&#252;nd&#252; ruhum. Bunun i&#231;in &#231;aba sarfetmedi&#287;imi farkettim bir an. Mutluluk dahi yoktu i&#231;imde; &#246;ylesine y&#246;ns&#252;z...

B&#252;lb&#252;l Da&#287;&#305;'n&#305;n eteklerinde buldum kendimi bir g&#252;n. Ar&#351;&#305;nlad&#305;&#287;&#305;m yollar&#305; yabanc&#305; de&#287;ildi. Ye&#351;il orman&#305;mda kaybettim her &#351;eyimi; bir daha bulmamak &#252;zere. Meryem Ana'n&#305;n evine ula&#351;t&#305;&#287;&#305;mda, hi&#231; ke&#351;fetmemi&#351; oldu&#287;um bir his sar&#305;verdi bedenimi: Teklik. &#304;lk defa m&#305;? Bilemedim&#231; Yol boyu ayr&#305;lmad&#305; yan&#305;mdan. Efes Harabeleri'nin aras&#305;nda raks ederken i&#351;ittiklerim, bu ya&#351;am&#305;mda 21 sene beklememe de&#287;di diye d&#252;&#351;&#252;nd&#252;rd&#252; beni. Selamlad&#305;&#287;&#305;m g&#252;ne&#351;, kalp s&#252;tunlu mabedimde &#305;s&#305;tt&#305; bedenimi. Rahibelerimle dola&#351;t&#305;m her bir k&#246;&#351;esini i&#231;imin, mabedimin. &#214;&#287;renip de unutmu&#351; olduklar&#305;m&#305; bir kez daha hat&#305;rlat&#305;lar, savrulurken r&#252;zgar&#305;mla...

R&#252;zgara b&#305;rakt&#305;m bedenimi sonra; ilk yola &#231;&#305;kt&#305;&#287;&#305;mda merhabala&#351;t&#305;&#287;&#305;m s&#246;&#287;&#252;tler gibi: r&#252;zgara direnmeksizin kendimi b&#305;rakt&#305;m ak&#305;&#351;&#305;na. Oldu&#287;um yere getirdi beni, tan&#305;mam i&#231;in tekrardan. Kafka ile yeniden: "Kendini zaten oldu&#287;un &#351;ey yapmak i&#231;in kendini tan&#305;."

Geride b&#305;rakt&#305;klar&#305;m&#305; toplamaya geldim art&#305;k. K&#305;r&#305;nt&#305;lar&#305;m&#305; topluyorum birer birer...


Ya&#287;an kar taneleri ben de&#287;il, 
Ya&#287;murdan bana ta&#351;&#305;d&#305;klar&#305; &#351;imdi.
Ku&#351; t&#252;yleri savrulur r&#252;zgar&#305;mla,
Bana beni getirir her g&#252;n &#305;&#351;&#305;d&#305;&#287;&#305;nda.
K&#305;&#351;&#305;n g&#252;ne&#351;inde kavrulur ruhum. 
Is&#305;nan ben de&#287;il.
"Alevin &#305;&#351;&#305;&#287;&#305;, ger&#231;ekl&#287;in bilgisidir." der Hallac,
Geride ne sen kal&#305;r ne ben art&#305;k...

</description>
      <pubDate>Thu, 03 Jan 2008 15:19:29 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1061123-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>gaiaspirit</author>
      <link>http://gaiaspirit.sosyomat.com/blog/1061123</link>
    </item>
    <item>
      <title>G&#252;m&#252;&#351; g&#246;z ya&#351;lar&#305;...</title>
      <description>
&#350;ehri terkeden sadece a&#351;k m&#305;? Yoksa benden bilinen kristaller mi beni bana getiren bu &#351;ehirdeki a&#351;kta...

Kaybolu&#351;la birlikte ke&#351;fetti&#287;im g&#246;m&#252;l&#252; bir hazine misali tutundu&#287;um benime, sanki bir daha hi&#231; yitirmeyecekmi&#351;im gibi, &#246;zlemimle sar&#305;l&#305;yorum...

G&#246;zlerimden inen ya&#351;lar g&#252;m&#252;&#351; par&#305;lt&#305;lara d&#246;n&#252;&#351;&#252;yorlar ay &#305;&#351;&#305;&#287;&#305;nda... D&#246;k&#252;len g&#252;m&#252;&#351;lerimi biriktiriyorum teker teker bu h&#252;z&#252;n dolu gecemde... H&#252;zn&#252;m, mutlulu&#287;um; sevincim, sevgim... Sevgim, ya&#351;am&#305;m; ya&#351;am&#305;m ben... I&#351;&#305;&#287;&#305;ma seslenirken karanl&#305;k gecede, ruhumu titreten bir eda ile bedenime yakla&#351;an "ben"in s&#305;cakl&#305;&#287;&#305;n&#305; hissediyor ruhum &#351;imdi... Kaybetti&#287;imi sand&#305;&#287;&#305;m g&#252;m&#252;&#351; damlalar&#305;m&#305; toplam&#305;&#351;, getiriyor bana t&#252;m sevgisiyle... "Kelimelerimin d&#246;k&#252;lmesine dahi izin vermeden dudaklar&#305;ma kondurdu&#287;u &#246;p&#252;c&#252;kle", varolu&#351;uma teslim oluyorum... O, ben... Ben, O...

Teslimiyetimden gelen bir bo&#351;luk... Bo&#351;lukta ben... Affedi&#351;lerim h&#305;r&#231;&#305;nca hayk&#305;r&#305;yor i&#231;imde... "Ben"den y&#252;kselen sesleri i&#351;itiyor kulaklar&#305;m... Beni affediyorum... Kendim olan&#305;... Her ben, beni affettiriyor an be an... Sevgim... Seviyorum... Kabul&#252;m... Kabul ediyorum... Bana atfedilen at&#305;flar&#305;m&#305; y&#252;re&#287;ime sunuyorum &#351;u an... I&#351;&#305;k dolu bir y&#252;rek... Her ben... ben...

Vapurumla gidiyorum, &#304;stanbul'un gecesine do&#287;ru... Giden vapur mu, yoksa &#304;stanbul mu, bilemiyorum. Ben mi duruyorum, yoksa vapur mu? Bende olan ne dura&#287;an ki &#304;stanbul yerinde dursun diye sesleniyor mart&#305;lar... Vapurumun sar&#305; &#305;&#351;&#305;klar&#305;, kendimden bir &#351;eyler hat&#305;rlat&#305;yor bana... &#220;&#351;&#252;d&#252;&#287;&#252;mde beni saran r&#252;zgar&#305;, bedenlenmi&#351; g&#252;zellikteki bir beni... Dalgalar&#305;n vapura vurmas&#305;yla r&#252;zgara kar&#305;&#351;an seslerinde kayboluyor ruhum... Dalgalara kar&#305;&#351;an ben, mart&#305; olarak can buluyorum... Mart&#305;da &#246;len ben, bulutum &#351;imdi... Bulutula g&#252;ne&#351;e ula&#351;&#305;yorum... G&#252;ne&#351;, ben... I&#351;&#305;&#287;&#305;m... Evrenim, bir... I&#351;&#305;k olmadan ne g&#246;r&#252;n&#252;r k&#305;l&#305;n&#305;r ki? Ben, ben miyim &#305;&#351;&#305;k olmadan? Mart&#305;, mart&#305; m&#305;? Ya &#304;stanbul...

Karanl&#305;&#287;a &#351;&#252;k&#252;rler olsun...

Kapanan g&#246;zler ard&#305;nda var olan ya&#351;am&#305;mda &#231;&#305;kt&#305;&#287;&#305;m yolculu&#287;um bana uzak... Zira, kainat&#305;m&#305; saran g&#252;ne&#351;im &#246;ylesine &#305;&#351;&#305;t&#305;yor ki benimi... 

A&#351;k&#305; ke&#351;fedi&#351;in verdi&#287;i huzurla bedenime can katt&#305;&#287;&#305;m &#351;u anda, bana rehber olan "ben"ime hayranl&#305;kla secde ediyorum. Yaln&#305;zl&#305;&#287;&#305;ma i&#231;iyorum &#351;arab&#305;m&#305;, kan k&#305;rm&#305;z&#305;s&#305;; "ben"i uykuma g&#246;t&#252;recek olan... Kanayan bedenimle...

Kar ile beyaza b&#252;r&#252;nm&#252;&#351; asfaltta b&#305;rakm&#305;&#351; oldu&#287;um ayak izlerim yol g&#246;steriyorlar bana... Geriye d&#246;n&#252;&#351;&#252;me... "Ben"e... Ondan uzakla&#351;arak "ego"mu, "ben"imden kald&#305;rma tutkusu ile ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;m yolculu&#287;umda art&#305;k "ben olan"a tekrar d&#246;nmeyi ya&#351;&#305;yorum... Me&#287;er benden ne &#231;ok iz ta&#351;&#305;yormu&#351;um...

Yaln&#305;zl&#305;&#287;&#305;mda uzanan sokaklar&#305;mda y&#252;r&#252;yorum gecenin ge&#231; vakitlerinde... R&#252;zgar&#305;n u&#287;ultusu ile korkuyor; k&#246;&#351;ede duran adam&#305;n g&#246;lgesi ile irkiliyor bedenim. Ben bunlar&#305; hi&#231; mi ya&#351;amad&#305;m diye soruyorum... Hi&#231; mi?

Sisli &#304;stanbul g&#252;n&#252;ne uyan&#305;rken bedenim, ruhum bedenimin ta&#351;&#305;d&#305;klar&#305;n&#305;n hamal&#305;; bedenim, ruhumun ta&#351;&#305;d&#305;klar&#305;ndan yorgun... D&#252;&#351;lerim sis olmu&#351;, bo&#287;aza akm&#305;&#351; sanki... Beni bana ula&#351;t&#305;ran vapurlar&#305;m i&#351;leyemez olmu&#351;; ge&#231;i&#351;lerim me&#231;hul bir diyardan sonsuzlu&#287;a akan bir hi&#231;lik... Var etti&#287;im her beden, her ben benden uzak m&#305;? Ya da ben, benden uza&#287;&#305;m da onlar m&#305; yak&#305;n bana? Korkular&#305;m&#305; salamam&#305;&#351;&#305;m... Sise teslim etmek istercesine korkular&#305;m&#305;, soluyor bedenim nemli &#246;rt&#252;y&#252; i&#231;ine... Tenime dokunan bu varl&#305;&#287;&#305;n &#252;rpertici enerjisi ile &#304;stanbul geceye ilerlemekte... Kaybolduk&#231;a &#305;&#351;&#305;klar&#305; &#351;ehrin, ben de kayboluyorum adeta... Kar&#351;&#305; k&#305;y&#305;m g&#246;z&#252;km&#252;yor art&#305;k. Kendim kendimden uzak, yakalar&#305;m kay&#305;p bir &#351;ehrin k&#305;y&#305;lar&#305; olmu&#351; sanki...

Evim bildi&#287;im yere d&#246;nd&#252;&#287;&#252;mde i&#231;imdeki &#252;rpertinin hala varl&#305;&#287;&#305;n&#305; hissedebiliyorum... T&#252;m inan&#231;lar&#305;m y&#305;k&#305;k; eski bir viraneyi and&#305;r&#305;rcas&#305;na... Geceyi selamlamaktan korkuyor ruhum; onu yata&#287;&#305;ma davet etmekten... &#304;yisi mi sabah&#305; bekle ey kendi kay&#305;pl&#305;&#287;&#305;nda yitirilmi&#351; varl&#305;k! Gece sana e&#351;lik etsin; sen geceye, g&#252;n do&#287;arken...

Ve sabah&#305;n getirdi&#287;i &#305;&#351;&#305;k, bedenimi ok&#351;arken t&#252;m s&#305;cakl&#305;&#287;&#305;yla, sisin ard&#305;nda b&#305;rakt&#305;&#287;&#305;, yapraklar&#305;n &#252;zerindeki &#231;i&#287; tanelerine kar&#305;&#351;an g&#246;zya&#351;lar&#305;m&#305; izliyorum... Korkuyorum... Kendimden...

Korkum, sevgim...

Ya yar&#305;n&#305;m? Ne olaca&#287;&#305;m... Sonuma yakla&#351;&#305;rken biti&#351;lerimi deneyimlemekten endi&#351;eleniyor mu bedenim? &#350;imdi... Endi&#351;elerim... Ben, ya&#351;&#305;yorum... Endi&#351;elerim, benim...

"&#304;nsanlar &#231;ok ac&#305;mas&#305;z k&#305;z&#305;m, bunu hi&#231; unutma..."

Babam&#305;n gece kula&#287;&#305;ma f&#305;s&#305;ldad&#305;&#287;&#305; bir &#231;ift s&#246;zc&#252;k zihnimin duvarlar&#305;nda yank&#305;lan&#305;yor... "Ac&#305;mas&#305;z"... Kim? Kendimden ba&#351;kas&#305; de&#287;il... Benden ba&#351;ka kimsenin beni &#252;zemeyece&#287;i gibi, kimse de ac&#305;mas&#305;zl&#305;k g&#246;steremez bana, benim kendime g&#246;sterdi&#287;im gibi... &#214;yle ac&#305;mas&#305;z&#305;m ki kendime! Korkumu dahi ya&#351;amadan,  korkmamal&#305;s&#305;n diyebiliyorum... Neden? Korku de&#287;il midir ger&#231;ekte olan beni a&#231;&#305;&#287;a &#231;&#305;karan... Sevgiyi, &#351;efkati... Tamamlay&#305;c&#305;s&#305; de&#287;il midir? Endi&#351;elerimdir korkular&#305;mdan do&#287;an, ve korkular&#305;md&#305;r endi&#351;elerimle bir  olanlar...

Endi&#351;elerim, sevgim...

Vazge&#231;i&#351;lerimle ka&#231;&#305;&#351;lar&#305;m bir mi? Ya &#351;ikayetlerim... Ben, benden uzakta, yaln&#305;z biriyim... Vazge&#231;i&#351;im ben... Ka&#231;&#305;&#351;&#305;m... Her &#351;eyim... D&#246;n&#252;&#351;&#252;m banad&#305;r...

Nereye kadar ka&#231;abilirim? Nelerden ka&#231;&#305;yor bu beden? Bu ruh?... A&#351;k... Tutku... Ba&#287;lanma... Nefret... Kavga... Sevgisizlik... Sava&#351;... T&#252;m duygular&#305;m&#305; biriktirmekten ba&#351;ka yapt&#305;&#287;&#305;m bir &#351;ey yok, biliyorum... "Her zaman kolay de&#287;il sevmeden sevi&#351;mek... Al&#305;&#351;mak ve kaybetmek..."... Ruhuma h&#252;z&#252;n m&#252; ka&#231;t&#305; ne? Sonbahar&#305; duyumsuyorum &#351;imdilerde... Kapandan ka&#231;an ku&#351;, nereye kadar devam eder? Nas&#305;l kurtulu&#351;unu m&#252;mk&#252;n k&#305;lar ki... Ka&#231;t&#305;k&#231;a kar&#351;&#305;la&#351;m&#305;yor muyum sanki? Ba&#287;l&#305;l&#305;ktan uzakla&#351;maya &#231;al&#305;&#351;t&#305;k&#231;a ba&#287;l&#305;, hatta ba&#287;&#305;ml&#305; benler sarm&#305;yor mu &#231;evremi? Ya da sevgisizlikten ka&#231;t&#305;k&#231;a bana sunulan bir &#231;ift sevgiden yoksun g&#246;z... O halde neden? 

Sonra bedenimden h&#305;&#231;k&#305;r&#305;klarla y&#252;kselen seslere &#351;ahit olurum:
"Ne varl&#305;k, ne yokluk... Duvarlardan ba&#351;ka bir &#351;ey yok d&#252;nyamda... Ve duvarlar&#305;mdan a&#351;a&#287;&#305;ya akan kan; Macbeth'in kanayan duvarlar&#305; gibi... 

Uyand&#305;&#287;&#305;mda, g&#252;ne&#351; kavurur sanki kararm&#305;&#351; bedenimi... &#199;ar&#351;af&#305;n &#305;slakl&#305;&#287;&#305; dokunur v&#252;cuduma; geceden kalm&#305;&#351; g&#246;zya&#351;lar&#305;m&#305; ta&#351;&#305;yarak...

Sakl&#305; olanlar a&#231;&#305;&#287;a &#231;&#305;karken, yapraklar&#305;yla savrulan bedenimin geride b&#305;rakt&#305;&#287;&#305; h&#252;zn&#252; ya&#351;ar ruhum... Ne ruh; ne beden... Bilmedikleriyle yola &#231;&#305;kan, do&#287;a&#231;lama bir varl&#305;&#287;&#305;n s&#246;zleridir g&#246;&#287;e hayk&#305;r&#305;lan &#351;imdilerde... Kendime, t&#252;m "bildim" dediklerim; bilmediklerimi dinledik&#231;e ..."

Hala neden ka&#231;&#305;yorsun, her &#351;ey sende ise... Izd&#305;rab&#305;n&#305; en yo&#287;un &#351;ekilde ya&#351;a... Ya&#351;a ki mutluluk ve sevincin de bir o kadar yo&#287;un ve daim olsun!

		

&#304;nanc&#305;md&#305;r kap&#305;lar&#305;m&#305; a&#231;acak olan, cennetimin...
Ve kap&#305;lar&#305;d&#305;r beni bana g&#246;t&#252;recek olan, cennetin...
Ey g&#246;klerdeki ben!
A&#231; kap&#305;lar&#305;n&#305;, ben geliyorum!
S&#246;yle ilahilerini,
Sana e&#351;lik etmeye geliyorum...


            

                   D.&#199;.
</description>
      <pubDate>Thu, 03 Jan 2008 15:18:09 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1061122-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>gaiaspirit</author>
      <link>http://gaiaspirit.sosyomat.com/blog/1061122</link>
    </item>
  </channel>
</rss>
