1 yorum var - 10 Haziran 2008 20:45
“…ve hayat her şey yolundayken “dur” dedi artık…
…ve hayat her şey yolundayken “sus” dedi artık…”
Gözlerimi kapattım, okyanusun içinde kayıplara karıştım…
Solumdan esen rüzgarla sağımdan denize aktım.
Suyun serzenişlerinden toprakla karıştım;
Bi baktım, çamur olmuş kalmışım.
Karıştım…
Sonra yanan tenime dokundu rüzgar.
Acıdım.
Tattığım tuzun denizi uzanırken yanıma,
Ben toprakla sevişmekteydim, unuttum.
İleriye atılan her bir adımla gerisin geri düştüğümü gördüm;
Sarsıldım.
Ben miydi o?
Yoksa ben miydim…
Kimdi o?
Sen miydin yoksa,
beni derinlerimde bırakan…
Pudingden yapılmış yatağımın üzerinde oturuyorum şimdi;
aklımda sen ve getirdiklerin…
Canımı sıkan ne mi sevgilim?
Yok bir şey… Sen kendi işine bak, karışma bana.
Hem sana ne ki!?
Bırak da pudingden yatağımda kendimle sevişeyim ben.
…
Göz göze geldi o gece işte, anla…
Bir ruh vardı, bir de beden.
Sevişeceklerdi, az kalmıştı;
Lakin gökten savrulan tuz kristalleri engel oldu onlara.
Hem sonra canım çikolata çekmişti evet! Hatırladım şimdi!
O yüzden vazgeçtim sevişmekten…
Pufff…
Neyse.
Sonra bi sürü patlayan şeker topakları gördüm!
Turuncu, sarı, yeşil ve bi sürü peri!
Ardından çileklerle birleştim,
Her yerim çilekten kıpkırmızı oldu.
Yatağımda sevişirken yatağıma karıştım,
Çilekli puding oldum sonra…
Dans ederken kendimden geçmişim sevgilim!
Bi baktım yer gök olmuş gökte ayaklarım!
Sıvılaşıp akan toprakta yüzmeye başladığımda artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anladım…
…
Peki “sus”tum
.
.
.