"."

blog'a geri dön

3 yorum var - 09 Haziran 2008 21:09

Buda’nın sözlerinden “yol”a çıkıyorum bedenimde biriktirmiş olduğum tüm şehvet ve cazibeyi omuzlarımdan toprağın üzerine bırakarak.

“Kimseyi sevme; sevmek bağlanmaktır. Ve kimseye nefret duyma; nefretin sevgiden farkı yoktur. Sadece kendin ol, ve semavi aşk ruhuna üflenecektir: ve orada sevgi yok olur…daha yüce bir var oluş gelir.”

“-Daha gelmedik mi?

-Hayır.

-Ama çok uzun zaman oldu. Yoruldum artık. Takatim kalmadı ve susadım da.

-Sabret.

-İlk günden bu yana aynı şeyleri söylüyorsun. Derviş değilim ben! Ne işim var burada! Uff!!! Keşke…

-Sus! Yeter artık! Mızmızlanmaya hakkın yok! Bunu sen düşledin ve artık sıra sende. Ben gidiyorum!

-Ama… Yolumu nasıl bulacağım?

-Zaten biliyorsun.

-Hayır bilmiyorum!

-Düşle! Bak, “yuva” diye tasvir ettiğin bir yer yok! Ona ulaşacağın bir zaman da yok. Sen zaten hep oradasın. Yuva içinde! Varman gereken bir yer yok. Kalbin, “Yuva”nın ta kendisi, gör artık!

-Nasıl… bunca zaman…

-Evet.

-Ama nasıl olur! Boşuna mı…?

-Hayır. Aksi halde burada işin olmazdı. Ve bunca güzelliği tadamazdın.

-…

-Hadi! Şimdi, OLmak vakti.”

Buda, “Tanrı yoktur,” der; Nietzsche, “Tanrı öldü!”. Tüm bunların manası ne? Tanrıya ihtiyaç yoktur; zira Tanrı, insanoğlu için bir kaçış, bir destek unsurudur. O her şeyi yapar, ve Tanrı’ya, kendine ırak, özünden ayrı tuttuğu, varlığı dışında bir olguya bağlılık duyar; kendisini “unutur”.

İşte insanoğlunun en büyük zayıflığı: TANRI!

Bilinç ve mantığın hiç olmadığı kadar çıkmazda kaldığı, zayıflıkların temellendirildiği meta halini alan bir “Tanrı” kavramı…

Ne vakit ki insan ‘Tanrı’yı unutur, işte o an uyanmış demektir.

*Tanrı neden yoktan var oldu? çünkü onu biz yoktan hayal ettik *tanrı neden herşeye gücü yetendir? çünkü bizim güçlerimiz sınırlı ve yapamadıklarımızı yapması için hep birilerine ağladık *tanrı neden heryerdedir? çünkü insanın gittiği her yerde başı derde girer ve bi destek arar ama herzaman tanıdık birileri olmaz *tanrı neden bizi yaratandır? çünkü bilmediğimiz boşlukları herzaman boldurma ihtiyacı duyan biz insan oğlu, boşlukları kapatacak bir delik kapayıcıya ihtiyacımız vardı ve böylece kimse daha fazla neden diye sormak zorunda kalmayacaktı! ben tanrıyı kaybettiğim gün kendimi buldum... belki bi gün tüm insanlık uyanır belkide hepsi uyur kıyamet uykuda kopar!

TheCursedCrow  10 Haziran 2008 16:00  

"Allah, mutlak sahiptir, mutlak hüküm sahibidir. Ancak inananların kalbinde vardır, orada o, mutlak yücedir. "var mı?" diye soranların sonunda cevabı zaten "yok" olur. Mutlak yüceye ancak inanarak varılır, bu yüzden inananlar için Allah tartışma dışıdır, onlar kimseye bu varlığı ispat etmek zorunda değildir." diyor Ahmet Güntan , Esrariler'in "Sen de inan, senin de Allah'ın olsun" kısmında.
Netice itibarıyla herkes bir yolu tutmuş gidiyor, herkes sonunda bir şeyle yüzleşecek. Tanrı'yı öldüren insan belki bilmeden, şuuraltındaki kibriyle , belki de bilerek , taammüden işlediği cinayetin neticesinde kendini tanrının yerine koyuyor, tanrılaşıyor. Var mı, yok mu, münakaşası abes. Lakin ben, her şeye gücü yeten, her yerde olan, nihaî hükmünü hep âdilce veren mutlak bir varlık fikrini seviyor, bütün izafi hareketlerin , bir referans noktası olması gerektiğine inanıyorum. Aczimi , kendimi tanrılaştırarak değil de , tanrıya nisbetimi en uç seviyeye getirerek yenebileceğime kaniim. Belki bu yüzden "var mı?" diye sormuyorum. Yine aynı esrari dedesinin sözlerini tasdikleyerek " Esas büyük ibadet sabah ışıklarıyla aydınlanan âleme duyulan hayret değil midir?" istifhamını müsbet şekilde cevaplıyorum. Hem uyanmak niye?
uyumak istiyorum, başım bir harp meydanı
harfsiz ve kelimesiz düşünmek yaradanı
n.f.k

okunmazadam  23 Haziran 2008 20:09  

Zihinde yaratılan tanrıların akşamında bilinmeyen tanrı sezilir.

tatarwise  28 Eylül 2008 05:52  
bu yazıya puanı basanlar: