1 yorum var - 08 Nisan 2008 23:54
Tarlaların boşluğundan saksağanlar eşliğinde ayrılıyorum aranızdan…
Ölüm ne uzakmış ne de yakın.
Bir daha gözümü kırpmamacasına içiyorum bu sefer.
Aşk’ın ölümsüzlüğüne inandım; ne yol haklar ne hiçlik;
Sonsuzluğun şarabını tatmışım, deryam deniz olmuş ben maşuk…
Akl-ı küll dedi “oku”; ben dedi “sus”…
Aşka doymayan gönül razı değilmiş, bilesin.
Bilesin ey can dost niyetim yok gitmeye;
Zira daha yok olmadı kaderimin lapisi;
Daha yok olmadım.
…
Sordukları neden, neyden tüten duman mıyım neyem;
Bahara teslim olmuşem, arzumu neyleyem…
…
“Sor bakalım ne istermiş?”
“Sor bakalım neylermiş…”
Derdi maşuğun hiçte yatarmış,
Ezelinden akan duman olmuş heyhat!
...
Eynel mescid, eynel ene?
Ben buradayım ey dost…
Unutma ki sa’b eyleyen sensin bugünü;
Kadimi cedid edecek yine sen!
…
Ya Mevla, der gönl-ü divanım;
Anlat hele kime verdin aşk-ı mevlanı…
Sorma ey can bilmezim,
Ne aşk kaldı ne hümayun…
Lakin sıratü'l-müstakimdir aşkın tezahürü;
İmdi ebyad ü esved idir,
Candan akan BİR;
Ayn-ı şua BİR.
…
Tin imiş meğer cennetimde bulduğum;
Hem meyvem olmuş hem ruhum…
Dide’mden akan ab-ı efsun,
Can’ımdan akan ab-ı hayat olmuş.
dç