2 yorum var - 03 Ocak 2008 17:25
Perdeler gözlerimi per per perdeler iken,
800 yıl hatmedilmiş Mevlamın yolunda.
Bulutlar küme küme kapla iken göğümü,
Mavilere sel olmuş, düşer iken yağmurum;
Ve hırkam eskimiş, lime lime görünür,
Lakin sözlerim kelam olur dökülür…
Vakt-i secde idir şimdi,
Gözler dahi Batıni olur.
Yağ yağmur yağ!
Ahalinin vakt-i uyanışıdır şimdi.
Gör gönlüm neylendi,
Gönüllerin meşk vaktidir şimdi.
Saçaklardan akan ab
ulaşırken toprağa,
Ve tohumları kalbimin,
ekilirken arza;
İşit ey insan-ı kamil!
İşit kelam-ı Rabb’i…
‘Vakt-i BİRLİK’tir şimdi,
Baran ol yağ gönüllere.
Secde dururken bedenler,
Ve alınlar vurulurken toprağa;
Eller uzanır da, anahtarı sunar Allah’a…
Ve işte odur ki, akanlar nehir olur;
Ve işte o andır ki, beden yok olur,
biz BİR…
Santurlar neye akar, davullar ‘aşk’a…
Sema eden vücutlar seyyareler gibi raksta.
Dön dön dön ey fakir!
Dön ki ‘zerre’yi gör şimdi.
Ya Muhammed, Ya Ali,
Mevlama doğdum ben!
Tozum toprağıma erir iken,
Ve bedenim toprağa;
Aşk-u Allah dolar iken,
Ve ben toprağa;
Suyum ateş olur,
Ve toprakta doğar havaya…
Ey insan-ı kamil,
“Vücutlar vahdeti”dir şimdi.
Kör oldu Didem,
İşitmez oldu kulaklarım.
Tat almaz dilcazım,
Koklamazım artık.
Ellerimin hissiyatı yitik,
Ben, ben olmaktan ırak.
Vücudum çağıldar, ağızım söyler:
“ENE’L HAKK!”
***
Canımın canı can kulum Mevlam…
Şems-i Tebriz’in aşıkı Mevlam…
Nameler düzülür de kafi gelmez,
Canlar kavrulur, kül olur da yetmez.
Kifayet yanmakta değil,
canda can bulmaktadır,
bilinmez.
Bir kez bilen, fani aşkı reddeder,
Ölüme doğan Mevlanam, güneşte raks eder;
Rakkaslar semada aşk bulur, ey nur!
Ben ü ben ‘BİZ’dedir,
Ben değil BEN OLAN.
Rahmanım Özümdedir,
Bir BEN bilir, ‘ben’de CAN…
Neyzenim söğüt misal nalan-ı aşk olur,
Aşk ile dönenler ‘nur-u ilah’a meşk olur.
Cem-i can olsun dost,
şemsim can bulsun ‘an’da;
Vakit, BİRLİK vaktidir,
Gelin canlar gelin,
Allah Allah!
dç