1 yorum var - 03 Ocak 2008 17:24
Kışın ilk kar tanelerini mutfaktan yayılan zencefilli kurabiyelerin kokusu eşliğinde izledim bu sabah. Kızak seslerinin çan seslerine karıştığı kış gecelerinden biri… Sıcak kahvenin kokusu yüzüme vurmakta.
Edebileşen yaşamımın aksinde, yeni yılın başlangıcı ile birlikte duyumsamalardayım; uykusuzca günün ilk ışıklarıyla özümsemelerdeyim bazı bazı…
Sevinçlerdeyim, ki öyle değil özümsemeler sevişmeler gibi. Aşktayım; ilah etmişim bedenimi; duyumsamaktayım işittiklerimi bu gece.
Kışın ayazı yüzüme vurmuş, kime ne… Şimdilerde birleştirmelerdeyim hayatlarımı; soluklandırmalardayım kendimi. Baileys kanıma akıtırken tatlı hücrelerini, ben kahvemi yudumlamaktayım Kadıköy Rıhtımı’na karşı, acı acı. ‘Üst nokta’lar az gelir böyle anlarda. Can, kömür olur boğazımda; sonraki adım küldür.
Eskilerimi karıştırma, çorba yapıp ziyafet çekme günüydü bugün. Tam kıvamında, tam tadında.
Kahvem, buharında… Acı severim, şekersiz, tarçınlı.
…
Dur durak bilmeyen bir zaman...
Tüylerim uçuşuyor gök yüzünde, bak! Gözlerim, kış güneşine kısık kısık bakmakta, alışamadı daha. Kağıdım kuruyor; güneşim sızmakta yüreğimin yırtıklarından içeri. Bu kış üşümüyorum.
Bedenimi kuruttuğumdan olsa gerek sevgili. Kurutulan yapraklar ruhuma dikilmiş; lakin adlandırılamadıklarından birer birer düşmüşler…
12:31…nefes almalıyım yeniden.
Aralığın salısı olmuş 18’de… Çatlayan topraklarım var; serçeler yemekte her bir parçasını iştah içerisinde. ‘Durun!’, diye bağırıyorum, lakin çok geç…
…
Sancılarca sanılan sanılar boyunca nefessiz kalan sancılı vücutların çığlıklarıyla irkilen ruhları taşıyor kimimiz.
Bir defasında kelama döktüklerim yankılandı şimdi şimdi kulaklarımda:
“…sandıklarımda saklamışım sandıklarımı…”
Sandıklarımızı açmıyoruz bile sanılarımızın ne kadar sanı, ne kadar ‘gerçek’ olduklarını sormak amacıyla. Lakin gözlerden kaçan bir şey daha vardır belki… ‘sanı’ ve ‘gerçek’ sandıklarımız ne ola ki?...
dç